Büyük Satranç Tahtası

Amerika’nın küresel üstünlüğü ve bunun jeostratejik gerekliliği

Zbigniev BRZEZINSKI [1]

Satranç geçmişim üzerine kısa bir girişin ardından yine bu sayfada satranç alanına ilişkin geleceğe yönelik planlarımdan bahsetmiştim. Bu bağlamda da strateji, aikido ve satranç dünyaları arasındaki grift yapının önemine vurgu yaparak bu kavramların günlük hayatta nasıl birbiri yerine kullanıldığına değinmiştim. Konuyu örneklendirmek için de Richard Luecke’nin şirket hayatı, iş yaşamı ve rekabet üzerine kaleme almış olduğu Strateji adlı eserini tanıtmıştım. Bugün de benzer yapı üzerine inşa edilen ve uluslararası ilişkiler üzerine yazılmış bir kitaba yer vereceğim. 

Kitabın yazarı Zbigniev Brzezinski, Polonya asıllı bir Amerikan vatandaşı olarak siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler üzerine uzmanlaşmış olup strateji alanında oldukça tanınan, saygın bir kişiliktir. Amerikan Başkanı Jimmy Carter’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak  Amerika’nın ve dünya siyasetinin 1980 sonrası döneminin şekillenmesinde, realist stratejileri ile oldukça etkin bir rol oynamıştır.

Kitabın içeriğine gelince, sadece kapak resmi bile ilk izlenim konusunda size yeterince bilgi sunmaktadır. Orijinali 1997 yılında yayınlanan eser, başta büyük güçler olmak üzere tüm dünya ülkelerinin, iç ve dış siyasetlerinin planlanması ve yönetilmesi süreçlerinde dikkat edilmesi gereken stratejik unsurları zengin bir içerikle açıklamaktadır. Finansal sektörün ve ekonomik gücün başat rolü göz önüne alınarak yürütülecek çalışmalarda küreselleşmenin etkisi ve uluslararası bağımlılık derecesi de hesaba katılırsa aslında ne kadar ince bir planlama gerektiğinin altı çizilmelidir. Bu bağlamda bu unsurların  da satranç figürü ile temsil edilip kitabın adının da büyük satranç tahtası olarak konulması şaşırtıcı değildir. Ancak uluslararası ilişkilerin simültane satrançtan farklılaştığı noktalar; kuralların herkes için eşit olmadığı, süper güçlerin üst üste hamle hakkının olduğu ve sürenin eşit ayarlanmaması gibi durumlarda kendini göstermektedir.  

Brzezinski’nin ABD, Rusya, Japonya ve Çin başta olmak üzere Avrasya ve Uzakdoğu analizleri son derece ilginç. Tarihi, coğrafi ve siyasi tahliller haritalar eşliğinde ve oldukça çarpıcı bir biçimde ele alınmış. İlk küresel güç Roma İmparatorluğu ile başlayan yolculuk, sizin kendi planlarınızı şekillendirmenize yardımcı olacağı kadar mevcut sistemin analizini yapabilmenizi ve anlayışınızı genişletmenizi de sağlayacaktır. 

Benim düşünceme göre, strateji sadece satranç, şirket yönetimi ya da siyaset eksenleri üzerinden anlaşılamaz. Strateji, hedefi olan her birey, birim ya da yapının durum değerlendirmesi ile başlayarak, kaynak planlamasından süreç yönetimine uzanan derinlikte yürütülen tüm faaliyetlerin temeli, özüdür. Birini anlamadan diğerine hâkim olunamacağı gibi, biri diğerinden devşirilerek öylece de kullanılamaz. 

Ergun UNUTMAZ, 22.08.2019


[1] Zbigniev BRZEZINSKI (The Grand Chessboard) İnkılâp Kitabevi, İstanbul, Birinci Basım, 2005 (Çeviren: Yelda TÜREDİ).

Simültane Satranç: Bir satranç ustasının birden fazla rakibe karşı, ayrı tahtalarda, ancak aynı zaman diliminde oynadığı, kendi hamlesini tamamlayıp bir sonraki tahtaya geçtiği satranç oynama şeklidir.

Strateji

İşinize en uygun stratejiyi oluşturun ve uygulayın.

Richard LUECKE [1]

Bir kitap okuma süreci benim için, daha önce detaylı olarak belirttiğim gibi, raflar arasında gezinerek, kitabın kapağını, arka sayfadaki özetini ve içindekiler bölümünü incelemekle başlar. Adı “Strateji” olan ve özetinde başarıyı yakalama reçetesi sunan bu kitap, kapak resmi ile beni biraz güldürse de içindekiler ile ilgimi çekmeyi başardı. Dürüst olmak gerekirse strateji gibi soyut bir kavramı resmetmenin zorluğunu göz önüne alınca ve stratejiyi satrançla özdeşleştirmek yaygın bir yöntem olduğundan sonradan bunun çok da üzerinde durmadım.

İş hayatı, şirket yönetimi ve yöneticilik programları odaklı bir hedef kitlesine hitap eden bu çalışma içindekiler bölümündeki başlıklar ile alım kararı için yeterli. Güçlü – Zayıf yanlar ile Fırsat – Tehdit açılımları (SWOT) Analizini esas alarak başlayan eser ardından strateji tipleri, hareketleri ve uygulamaları üzerine bilgiler de içeriyor. Son olarak ise belirlenen hedeflere ulaşmak üzere hazırlanması gereken eylem planları ile bunların yürütülmesine ilişkin sorunlar ve çözümler ile konuyu kapatıyor. 

Daha çok özel sektör odaklı bir bakış açısı ile kavramlar açıklanıp somut olay çalışmaları ile konu zenginleştirildiğinden bu alanlara ilgi duyanlar için eserin güzel bir çalışma olduğunu söyleyebilirim. Evet belki kitabı bitirdikten sonra ‘yeni bir şey öğrenmedim, bunları zaten biliyordum’ diyeceksiniz. ‘Ben zaten bir yönetici olarak bu anlatılanları uyguluyorum’ şeklinde de düşünebilirsiniz. Ancak unutmayın ki her kaynaktan alınabilecek dersler muhakkak vardır. Ya da buradaki temel yaklaşımları bambaşka diğer alanlara da uygulayabilirsiniz. Mesela satırlar yazılırken hiç düşünülmemiş olan finans ya da satranç dallarına buradaki bilgileri aktararak kendi açılımlarınızı şekillendirebilirsiniz. 

İş Bankası Kültür Yayınlarının kalitesine güvendiğim ve çalışmalarını beğendiğim için Harvard Business Review adlı dergide önceleri makale olarak yayınlanan bilgileri bu şekilde bir kitap olarak sunmaları, geniş bir kitleye ulaşmak adına başarılı bir çalışma olmuş. Dili akıcı, içeriği örneklerle zenginleştirilmiş, önemli kavramları sunan; ancak derinlemesine analiz boyutuna girmeyen bir çalışma. Yazım hataları olmakla birlikte bunların sonraki basımlarda düzeltileceğini düşünüyorum.  Bazı yerlerde ise Türkçeye kazandırılmış bir eser yerine bir çeviri okuduğunuzu hissediyorsunuz. Çünkü Amerikan hayat tarzı ve iş yürütme anlayışı Türk toplum yapısı ve çalışma etiğinden oldukça farklıdır. Dolayısı ile önerilerin bazılarının tutmayacağı baştan aşikârdır. Bir sonraki basımda tavsiyeler için belki böylesi bir kültürel uyumlaştırma da dikkate alınabilir. Yine de vakit ayırıp okumanıza değecektir. Kitaptan bir alıntı ile bitirelim:

“Geleceği planlamak, stratejik düşünmek ve mevcut kaynakları arttırmak, kaynakların kısıtlı olduğu bir dünyada önemli yönetim becerileri anlamına gelmektedir. Amacınız, ihtiyaç olan her şeyin ve herkesin zamanında elinizin altında olmasıdır.”

Ergun UNUTMAZ, 12.08.2019


[1]  Richard LUECKE, (Strategy) Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 3. Basım, Ağustos 2015 (Çeviren: Turan PARLAK).

BIST 100 Endeksinin Analizi

Durum Değerlendirmesi

Temel Analiz 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankasının (FED), parasal genişlemenin sonuna gelindiğini ilan ettiği 2013 yılında BIST 100 Endeksi tarihi zirvesi olan 50.000 dolar (USD) seviyesindeydi. Yabancı sermayenin bu gelişmeye istinaden geri çekilmesi ile Türkiye ekonomisinin sorunları daha belirgin ve tartışılır olmaya başlamış; buna siyasi tartışmalar, yönetim sorunları ve hukuk sistemi başta olmak üzere temel yapılara olan güvensizlik  de eklenince Endeks, 2009 krizi sonrasındaki dip noktası olan 20.000 USD seviyesine kadar gerilemiştir. 

Dolar bazında BIST 100 Endeksi – Son 10 Yıl

2017 yılında bu noktadan yukarıya bir hareket başlamış olsa da risk algısındaki artış ile yön değişikliği yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bağımsızlığı konusundaki sorunlar ve enflasyon ile cari açığın rekor seviyelere tırmanışı da bu tabloya eklenince 2018 yılının Temmuz ayında bir nevi döviz krizi gerçekleşmiş ve Türk lirası (TRY), yabancı para birimlerine karşı sert bir değer kaybına uğrarken BIST 100 Endeksi de tarihi diplerden birisi olan 13.500 USD seviyesine çekilmiştir. 

Bugün, bu seviyenin 4.500 dolar üzerinde, yaklaşık 18.000 USD’nin karşılık geldiği 100.000 TRY seviyesinde bir dengede bulunmaktayız. Gerek ABD – Çin ticaret savaşlarının etkisi gerekse de global talepte yaşanan daralma ile birlikte ortaya çıkan resesyon endişeleri ile birlikte artan risk algısı küresel sermaye hareketlerinin, altın başta olmak üzere, güvenli limanlara yönelmesine sebep olmaktadır. Bu yüzden CDS primi diğer birçok benzer nitelikteki ekonomilere göre oldukça yüksek olan Türkiye’den sermaye çıkışının olması beklenen bir durumdur. Buna bir de yapısal reformlar konusundaki ihtiyaçlar ve güvensizlik unsurları eklenince Türkiye ekonomisi kendi iç dinamikleri ile dışardan sermaye çekmek konusunda sıkıntılar yaşamaya devam edecek gibidir. Ancak madalyonun diğer tarafında Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve FED’in resesyona karşı faiz indirimlerine gitmeleri ve parasal genişlemeye tekrar geri dönüleceği yönünde piyasalara taahhütte bulunmaları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere tekrar yüksek miktarda kaynak girişine yol açmıştır. Zaten aşırı satış baskısı altında kalan Türk lirasının son üç aydır sürekli değer kazanması, tahvil faizlerinin gerilemesi ve Borsa Endeksinin tekrar 105.000 seviyesini denemesi de bu gelişmeleri teyit eder niteliktedir.

Teknik Analiz

TL bazında yürüttüğüm analiz kapsamında şunları belirtmekte fayda var: 105.000 seviyesinde güçlü dirençle karşılaşan Endeks 85.000 seviyesinden ikinci kez bulduğu destek ile tekrar yukarıya doğru bir çıkış trendi içerisindedir. 50 ve 200 günlük hareketli ortalamalardan da bulduğu destek ile Endeksin, direnç bölgesine doğru bir deneme daha gerçekleştireceği kanaatindeyim. MACD ve Momentum 105.000’e doğru bir çıkışın sinyallerini vermekte RSI ve Stochastic ikilisi de bulundukları bölgeler itibarıyla böylesi bir alımı desteklemektedir. Yukarı çıkış ise büyük ihtimalle daha hedefine ulaşmadan satış baskısı ile aşağı yönelebilir. İlk destekler 96.000 ve 92.000 seviyesindedir. Endeksin uzun vadeli hareketli ortalamanın altına sarkacağı böyle bir senaryoda ise 84.000 seviyesinin test edileceğini düşünüyorum. Eğer bu dirençler kırılır ise de, 106.000’in geçilmesi ile yapılacak alımlarla 120.000 seviyesine ulaşabileceğimizden gelişmeleri dikkatle izlemek gerekir.

Türk lirası bazında – 2018 başından itibaren

Diğer taraftan BIST 100 Endeksini dolar bazında da değerlendirerek yatırımlarımız için daha sağlam bir strateji oluşturabiliriz. Öncelikle 2018’in başından bugüne Endeksin grafiğine bakarsak; 32.000 seviyesinden 13.000’e kararlı iniş trendinin bu noktada sonlandığını, bu seviyeden gelen alımlarla Endeksin 20.000’e taşındığını, ardından da aynı senaryonun bugün tekrar yaşanmakta olduğunu görürüz.  Ancak yukarıdaki Türk lirası bazındaki durumdan farklı olarak burada MACD ve Momentum göstergelerinin bir alım işlemeni onaylamamaktadır. RSI ve Stochastic ise aşırı satım olduğunu göstermektedir, ancak buna bakarak satışların sonlandığını söylemek için erken olabilir. Yukarı yönlü bir denemenin ardından satış dalgası ile tekrar 13.000 seviyesinin test edileceği kanaatindeyim.  

Son olarak 10 yıllık bir perspektif ile ve dolar bazında BIST 100 Endeksini bir kere daha incelersek düşüş trendinin devam ettiğini, ancak 13.000 USD seviyesinin güçlü bir destek olduğunu söylemek mümkündür. Zaten uzun vadeli üssel ve hareketli ortalamaların üzerine çıkamayan fiyat hareketleri yıl sonuna kadar bu dip noktasını bir şekilde test edecektir. Ama bir kriz sonrasında ama resesyon sonrası toparlanma sayesinde yukarı yönde çıkış ise oldukça yüksek bir getiri vaat etmektedir. Bu süre zarfında da yatırım portföyü için seçtiğiniz hisseleri yakın takibe alabilirsiniz.

Sonuç olarak buraya kadar olan yorumları özetleyecek olursak: Eğer kısa vadeli kayıpları ve yükseliş için bir süre beklemeyi göze alıyorsanız 96.000 TL seviyesinden alım yapabilirsiniz. Kısa süreli hareketleri takip edebilecek ve zamanında müdahale edebilecekseniz ise yukarıda destek seviyeleri olarak belirttiğim noktalarının altına konulacak Stop-Loss’lar ile işlemler yapılabilir. Burada kararlarınızı etkileyecek temel bir soru ise yıl sonu dolar kuru tahmininizdir. 13.000 USD seviyesi uzun vadeli alımlar için iyi bir nokta teşkil etmektedir. Örnek olarak döviz kurunun 6,46 TRY olduğu noktada Endeksin karşılığı 84.000 TRY’dir. Enflasyonda baz etkisi ile düşüş yaşansa da enflasyon kadar kur basit hesabı ile bile yıl sonu dolar kuru tahminleri ortalama 6,30’larda olduğundan BIST 100 Endeksinin de bunları gözeten bir denge noktası hesaplanabilir. 

İyi Bayramlar ve kazançlı yatırımlar dileğiyle.


Ergun UNUTMAZ, 10.08.2019


DAX Endeksinin Analizi

Durum Değerlendirmesi

Temel Analiz

Avrupa Merkez Bankasının resesyona karşı her türlü önlemi alacağına dair verdiği güvence ile tekrar çıkış kanalına dönen Endeks, önce ABD – İran arasında yaşanan gerilim ardından da ABD – Çin eksenindeki 300 milyar dolarlık yeni ek gümrük vergileri nedeniyle satış baskısı altında kalmıştır. ABD’nin bu eylemine karşılık olarak Çin’in, para birimi “Yuan” ın değer kaybına izin vermesi ile ilk kez 7,00 seviyesini geçen parite, genel bir kur savaşını tetiklemiştir. Yeni Zelanda, Avusturalya ve diğer ülke merkez bankalarının sırasıyla sürpriz ve yüksek oranlı faiz indirmeleri de resesyon tehdidini artık bir gerçekliğe dönüştürmüştür. Bu gelişmeler, satış baskısının arkasında yatan nedenler olup bu durumdan en çok etkilenecek sektörlerdeki hisselerin fiyatlarında da önemli düşüşler yaşanmıştır.

Teknik Analiz

13.500 – 10.500 tepe ve dipleri arasında Fibonacci dalgalarını sırasıyla test eden Endeks, artan gerilim ve resesyon beklentileri ile birlikte (zaten zor bir şekilde geri döndüğü) çıkış trendini aşağı yönde kırarak sert bir şekilde 11.500 desteğine kadar çekilmiştir. 

Bu nokta, gerek 200 günlük hareketli ortalamanın gerekse de Fibonacci düzeltme seviyesinin desteği olduğu için önemlidir. Bu noktada artan işlem hacmi talep artışını; Momentum ise 14 gün öncesine göre fiyatların oldukça gerilediğini ve bu seviyeden Endeksin toparlandığını göstermektedir.

12 ve 26 günlük üssel hareketli ortalamalardan elde edilen MACD göstergesi ise hâlâ aşağı yönde trendi teyit etmekle birlikte düzelme eğilimi içindedir. RSI ve Stochastic göstergeleri ise Endekste aşırı satım yapıldığını işaret ettiği için 11.600 seviyesi kısa süreli alım için fırsat olarak kullanılabilir.

Diğer taraftan basit ve üssel hareketli ortalamalar henüz bu çıkış sinyalini desteklememektedir. Ancak Bollinger Bandının (20,2) alt kısmındaki keskin iniş kısa süreli bir çıkışın gelebileceği şeklinde yorumlanabilir. Kaldı ki saatlik grafikler bazında göstergeler böylesi bir çıkışı desteklemektedir. Endekste Ağustos ayına ilişkin beklentim şu şekildedir:

% 10 olasılıkla 12.200’deki kısa vadeli hareketli ortalamadan destek alınarak 12.400’ün geçilmesi ile tekrar yukarı bir deneme.

% 70 olasılıkla 11.500 – 12.400 bandında bir süre yatay hareket ile gelişmeleri izleme.

% 20 olasılıkla 11.500 desteğinin de kırılması ile Endeksin 10.500 seviyesine inişi.

Bu seviyenin altındaki tarihi destekler ise sırasıyla 8.500 – 7.000 ve 5.900 seviyelerindedir. Ancak buraları görmek için çok daha radikal bir gelişme yaşanması gerekecektir. 

Kazançlı yatırımlar dileğiyle.


Ergun UNUTMAZ, 08.08.2019


Chess – Road to 2.000

Evaluation of Performance

“You can’t manage what you can’t measure.” Peter Drucker

If you have already read previous two documents on my chess history and bringing three spheres together, we can now move on the ‘past performance check’, and ‘shaping future expectations’. Setting targets and making plans are very crucial for success, but if they are subjective and not based on facts, then probably they would not be that functional and long-lasting. Therefore first thing to do is making an objective evaluation of performance in the light of realisations.

As Drucker, one of the most influential and well-known figure on management, stated that very wisely as I quoted above, management starts with status control and past performance measuring. Then we can set more realistic goals and benchmark them constantly to follow how well we are doing to reach them.

With this notion I have set targets for my international and national chess rating, which are called ELO and DWZ respectively, for a ten years period with yearly benchmarks. It would be better to make this term-end checks at the end of each calendar year, but unfortunately chess season starts on autumn and ends before summer. In this view, I had to adopt that schedule. My first game in Germany took place in the Season of 2017/2018, at Regional Division and at that time I only had ELO. After fulfilling the conditions my DWZ is also calculated and now I can follow my progress for both of those. 

Expectations and Planing

“Strategy without tactics is the slowest route to victory. Tactics without strategy is the noise before defeat.” Sun Tzu

One thing was sure for me at this third phase: I needed a clear target, means to achieve it and time. I named that project as “Road to 2.000” and training hard since 2018. I have started with 1.401 ELO in 2018 and improved it to first 1.429 then to 1.486, which is still below the target of 1.500, but satisfactory. With every year 100 points improvement goal, a tough challenge lies ahead. I know that I am optimistic, but in seven years period with a very hard training I believe that, it is possible. 

On the other hand I attend more tournaments in national level so my DWZ performance is more volatile than the ELO. Against stronger opponents I have little to lose but much to gain. I enjoy it and it is the only way to attain higher rating. However other side of the medallion is painful. Losing against the low rated opponents, who looks weaker on the paper but strong on the board, result in valuable point loses. I must learn to keep the advantage and overcome that difficulty. Than it is also achievable to keep in line with targets.


Ergun UNUTMAZ, 02.08.2019