Author Archives: admin

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Bir Yatırım Klasiği

Edvin LEFEVRE [1]

Genellikle bir kitabın arkasında yer alan gazete, dergi yorumlarını ya da tanınan kişilerin kitap üzerine övgülerini pazarlama ve satış aracı olarak değerlendirir; kitaba eksi ile başlarım. Bunun yerine daha ziyade kitabın içeriğine ilişkin birkaç satır yazıyı tercih edenlerdenim. Finans kitaplarını önceden takip ettiğim için bu tür notlar alım kararımı etkilemediği gibi bu kez bu ifadelerin çok yerinde olduğunu da belirtebilirim.

İlk basımı 1923 yılında yapılan kitap, roman kategorisinde yer almakla birlikte finans dünyasının karmaşıklığına rağmen, yüz yıl sonra bile özünde hâlâ aynı olduğunu ortaya koyduğu için eğitim kategorisinde de değerlendirilebilecek bir çalışma. Hatta temel ilkeler o kadar net bir şekilde açıklanmış ki borsalarda alım-satım yapmaya başlayanlar için bu kitap bir baş ucu kaynağı olarak kalmalı. Roman kahramanı Larry Livingstonu’un (gerçek adıyla Jesse Livermore) deneyimleri ise birçok kişinin de başından geçtiği için yatırım alanında bu romanın bir klasik olduğunu rahatlıkla söylenebilir. 

Dili akıcı, içeriği çevirmenin notları ile zenginleştirilmiş ve oldukça sürükleyici olan bu kitabı birkaç gün içinde bitireceğinize eminim. Benim için uzun süren kısım, beğendiğim bölümlerden yatırım defterime notlar almak oldu. Birkaç yazım ve baskı hatası dışında başarılı bir yayın. Amerikan Borsasında fiyatlar kesirle ifade edildiği için bu alana yabancı olanlar fiyatları başta biraz garipseyebilir belki, ancak önemli olan işin muhasebesini tutmak değil, mantığını anlamak. 

Kitabın özeti ise kısaca şöyle: Livingstone’un, ortaokulu bitirdikten sonra bir aracı kurumda çalışmaya başlaması ile finansal alandaki matematiksel yeteneğini keşfetmesi eş zamanlı olur. Henüz 14 yaşında (yıl 1893) piyasalar hakkında fikirler geliştiren ve fiyat hareketlerini tahmin edebileceği üzerine bir sistem kuran Livingstone bir süre sonra bundan para kazanabileceğini de fark eder. 5 dolar ile başlayarak 15 yaşında ilk bin dolarını, 20 yaşında ilk on bin dolarını ve 28 yaşında ilk milyon dolarını kazanır. Arada da kaybederek sürekli tekrar sıfırdan başlar. Hatta milyon doların üzerinde borca girip ödeyemez ve iflas eder. Ancak tekrar ve bu sefer çok daha fazlasını kazanır. Çünkü onun için para kazanmak veya kaybetmekten çok daha önemli şeyler vardır. Bunun keşfetmek için de kitabı mutlaka okumanızı öneririm.

Livermore’dan bir alıntı ile bitirelim:

“Bir hata yapmıştım. Ama nerede? … Her zaman hatalarımdan ders almasını bilmişimdir.”


Ergun UNUTMAZ, 13.07.2019


[1] Edvin LEFEVRE, (Reminiscences of a Stock Operator) Scala Yayıncılık, İstanbul, Eylül 2017 (Çeviren: Şehnaz TAHİR).

Thinking, Fast and Slow

How do we make decisions?

Daniel KAHNEMAN [1]

When Daniel Kahneman and Vernon L. Smith had won the Nobel Prize in Economics, in 2002, I was impressed with their point of view and contribution. I was a fresh graduate at those times and had strict doubts about the rationality principle of humans as actors and decision makers in the economy related areas. Kahneman and his colleagues have integrated insights from psychological research into economic science, especially concerning human judgment and decision-making under uncertainty. 

Years later I have re-read Kahneman’s this work in a “Bestseller” form and all I can say is that; “It is enlightening”. The book expresses how and why we make the choices, how works our mind and how it fails to fulfill the basic consistency notion in the process. According to the New York Times “It is a major intellectual event … a crucial pivot point in the way we see ourselves”.

All these comments may sound to you like an exaggeration, but I would say those are probably an understatement. Until we realise that our judgments are actually not independent from the environmental factors, our culture, formulation effects, framing of outcomes, etc. we believe that our decisions are solid and consistent, even rational. Therefore we do want to keep the status quo and resist to change the way we think. Sometimes we accept the failure of our decisions and we try to look for a reason, culprit or an excuse to get rid of the burden. But eventually we make the same mistakes again and again, only in different forms in various other opportunities, without perceiving that the motivation behind is always the same.  

Starting with questioning almost 300 years-old Utility Theory, which is one of the essential cornerstones of the economics, and alleging that Bernouilli’s model lacks a reference point, Kahneman und Tversky built the Prospect Theory, which is today widely accepted and utilised in many fields of decision making. 

I think that is the salient peculiarity of this book. But it is to me just like an iceberg, that is needed to be deeply and throughly examined. In this regard, book develops around; “introducing two fictitious characters, discussing two species, and ending with two selves. The two characters are the intuitive System 1, which does the fast thinking, and the effortful and slower System 2, which does the slow thinking, monitors System 1, and maintains control as best it can within its limited resources. The two species were the fictitious Econs, who live in the land of theory, and the Humans, who act in the real world. And finally, the two selves are experiencing self, which does the living, and remembering self, which keeps score and makes the choices.” 

For further understanding and improving the way in which decisions are made, I advice this masterpiece to everyone, who wants to comprehend the underlying factors of decision making process. In this vein I would be happy to conclude with a quote from the book: 

“We make better choices when we trust our critics to be sophisticated and fair, and when we expect our decision to be judged by how it was made, not only by how it turned out.”   

I wish you a pleasant reading.


Ergun UNUTMAZ, 20.05.2019


[1] Daniel KAHNEMAN, Penguin Books, Penguin Random House UK, 2012.

Strateji Oyunları

Oyun Teorisi Stratejik Kararlar Almanızda Nasıl Yardımcı Olur?

Dr. Hakan  KARABACAK [1]

Kitap okuma süreci benim için, bir kitabı elime aldığımda daha kitabın kapağını, arka yüzündeki yazıları ve yazar hakkında notları okumakla başlar. Nitekim strateji yönetimi, finans, satranç ve aikido gibi hızlı ve doğru karar almayı gerektiren disiplinlerle her gün iç içe olduğum için bu kitap daha ilk bakışta ilgimi çekti. Kapak tasarımının ve kullanılan malzemenin kalitesinin hakkını da vermek lazım, oldukça başarılı buldum. Diğer taraftan, kitabın yazarı Sayın Dr. Hakan Karabacak ile ortak mesai sayesinde olan tanışıklığımın da tercih sürecime ve keyifle okumama katkı yaptığını söyleyebilirim. Kendisi hakkındaki izlenimim, bilgili, alçak gönüllü ve nazik bir kişi olduğu yönündeydi ve bu kitabında bundan bir kere daha emin oldum. 

Beklentilerinizi doğru ayarlamak, sonuçta elde edecekleriniz ile kuracağınız mutluluk dengesinde belirleyici olacaktır.  Yazar da böyle düşünmüş olacak ki, kitaptan neler beklenilmesi gerektiğini, kitabın neleri kapsayıp neleri dışarda bırakacağını daha giriş kısmında söylemiş: “Baştan söyleyelim. Bu kitap bir oyun teorisi kitabı değil. … bu kitap şirketlerin ve bu şirketlerin liderlerinin kişisel kararları üzerine kafa yoruyor. Büyük stratejistlerin nasıl düşündükleri, nasıl öğrendikleri ve fikirlerini nasıl hayata geçirdiklerini analiz ediyor. Vaka analizleri ile sürükleyici strateji hikâyelerine ve bu hikâyelerin arasına sıkıştırılmış yönetim stratejilerin yer veriyor.” 

Bu bağlamda kitabın, teknik ve bilimsel temelleri inceleyen akademik bir çalışma yerine daha çok kişisel gelişim kitaplarından bildiğimiz kavramların, biyografilerini takip ettiğimiz liderlerin ve bu sıra dışı kişilerin başarılarının kısa birer kesitinin ele alındığı, bunların da strateji çerçevesinden okuyucuya sunulduğu bir çalışma olduğunu belirtebilirim. Dolayısı ile de oyun teorisinin temelleri referans gösterilerek farklı durumlarada uygulanabilecek stratejiler, örnek olaylarla, zengin ve keyifli bir biçimde aktarılıyor.

Tam olarak katılmadığım noktalar ise kavramların tanımlanmasından kaynaklanıyor belki de.  Bir kavram tanımlanmadan veya yanlış bir referans ile, ona oyun teorisi kapsamında bir atıfta bulunuluyor ve kanımca bu da  okuyucuyu yanlış bir sonuca yönlendirebilir. Mesela “rasyonellik” kavramı, “akla uygun, aklın kurallarına dayanan, ölçülü, ussal, hesaplı” anlamlarında tanımlanmadan “rasyonellik, her bir oyuncunun kendi faydasını azami düzeye çıkarmak istemesidir.” şeklinde okuyucuya sunuluyor. Daha da ilginç olan nokta ise yazar faydayı parayla özdeşleştirmeyin notunu düşmekle birlikte verdiği örneklerin hepsinde vergi indirimi, parasal teşvikler, daha yüksek kâr ve daha fazla gelir elde etmek gibi bir çelişki içinde kalıyor. Bu bakış açısı da gelecekte stratejik karar alıcıları rasyonel değil, pragmatik bir noktada kararlar vermeye, yani akla uygun olmasa da kendi çıkarını daha yüksek tutabilecek bir kolaycılığa itebilir.  Belki de burada belirtilmek istenen, rasyonel bireylerin, kararlarını alırken hep daha yüksek bir fayda düzeyini hedefleyecekleri ve bunu yaparken daha yüksek bir tatmin seviyesini daha düşük olana tercih edecekleri düşüncesiydi, ancak kitapta yer alan hâli ile bunun eksik kaldığını belirtebilirim. 

Diğer benzer bir itirazım da “olasılık kavramı” ve verilen tanım üzerine, ancak bununla ilgili katkılar ayrı bir yazı konusu olacak kadar uzun olduğundan konuya şimdilik bu hâliyle bir not düşmenin yerinde olacağını düşünüyorum.

Son olarak kitabın dilinin akıcı, kelime seçimlerinin yerinde olduğunu; sunulan örneklerin – belki benim ilgi alanlarıma uygunluğundandır – çok bilindik ama iyi seçilmiş vakalar olduğunu söyleyebilirim. Mesela Lee Iococca’yı, Steve Jobs’ı veya Jeff Bozes’i tanımayan; Cola-Pepsi markalarının market savaşlarını, IBM ve Dell’in müthiş dönüşümlerini ya da 3M’nin başarı hikâyelerini okumayan yoktur gibi geliyor bana. Okumamış olanlar için bu kitabın bir fırsat, bilenler için ise bir kere daha bunları bir arada görmenin bir şeyler katması yolunda ilham kaynağı olabileceğini düşünüyorum. 

Kitaptan bir alıntıyla bitirmek gerekirse: “İlham daima vardır, ancak sizi çalışırken yakalamalıdır. Picasso.


Ergun UNUTMAZ, 12.03.2019


Not: Kitapta yer alan yazım hataları ile bunlara ilişkin düzeltme önerilerimi ve kısa açıklamaları Ek‘te bulabilirsiniz. Düzeltmelerde Türk Dil Kurumunun “Yazım Kılavuzu” esas alınmaktadır ve Türkçe karşılığı olan yabancı kökenli kelimelerde seçici bir tercih yapılmaktadır.

[1]  Dr. Hakan KARABACAK, Optimist Yayın Dağıtım, Birinci Basım, Ocak 2017, İstanbul.

Chess Tournament 6

If you do have an appetite for tough challenges, GRENKE Chess Open 2019 is out there! As the organisers decided to connect GRENKE Classic with GRENKE Open in previous years the number of participants increased substantially. Thanks to that, now we have the largest chess open in Europe. I did also participated to last years event and you can read my observations and experiences from the first hand.

GRENKE Chess Open takes place annually in Karlsruhe, Germany and this year it will be the fourth consecutive event. It is open to all players from around the world and it is expected that more than 1.500 players, almost 300 out of them with titles from Candidate Master (CM) to Grand Master (GM), will be present for the challenge. The tournament has three categories with various strength levels and this year total prize pool is increased to 70.000 EUR, that is 10.000 EUR more than last years. In addition to that, players will have the chance to share the same venue, due to GRENKE Chess Classic, with the top class players from the chess world. Players for this year’s Classic are as following:

GRENKE Chess Open will be held between 18 – 22 April, 2019 with 9 Rounds Swiss-System. Pairings will be determined by a computer and time-controls are: 2h for 40 moves + 30 minutes for the rest of the game. For further details and registration information please visit the event’s official website, where you can also follow the games live. 


Ergun UNUTMAZ, 01.03.2019


Tüfek, Mikrop ve Çelik

İnsan Topluluklarının Yazgıları

Jared DIAMOND [1]

Ekonomi, siyaset, spor ve hayatın günlük diğer koşturmalarına ara verip insanlık tarihi üzerine bir şeyler okumak, bugünü anlayabilmek için dünü kavramak ve büyük resmi görebilmek istiyorsanız Jared Diamond’un bu kitabının çok iyi bir çalışma olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Her ne kadar kitabın ilk basım tarihi 1997’ye uzansa ve kitaba bağlı kalınarak çekilen belgeselini muhtemelen seyretmiş olsanız da tarih içinde insan topluluklarının yazgıları yirmi yıl içinde değişmediği gibi konuyu bir de Diamond’ın anlatım tarzı ile okumak oldukça bilgilendirici. 

Her şey Papua Yeni Gineli politikacı Yali’nin, moleküler fizyoloji ve evrimsel biyoloji alanlarında uzman olan Diamond’a toplumlar arasındaki farkı anlamaya ilişkin yönelttiği bir soru ile başlıyor: İnsanlar neden farklı kıtalarda farklı hızda gelişti ve çağdaş dünyadaki eşitsizliklerin kaynağı nedir? 

Yali’nin sorusuna genetik, zeka, kültürler arası etkileşim, iklim ve coğrafi yönlerden yaklaşan birçok çalışma zaten vardır. Ancak Diamond, biyolojik, ırkçı, zeka üstünlüğüne dayanan bu tür etkenleri gerekçelendirerek reddetmekte ve kitabın böylesi bir farkın nedenlerini çevresel faktörlere dayanarak açıklamaktadır. Kitabı niteleyen cümlesinde ise Diamond şöyle bir çıkarımda bulunmaktadır: “Avrupa’nın silahları, bulaşıcı hastalıkları, çelik aletleri ve mamül ürünleri Avrupalıların fetihlerinden doğrudan etkili etkenlerdir. Yeni Dünya ile Batı Avrasya tarihinin 13.000 yıllık özeti bize, büyük oranda birbirinden bağımsız iki uzun tarihsel eğrinin basit bir sonucu olarak Avrupalıların Amerika’yı fethettiklerini gösteriyor. Bu iki eğri arasındaki fark kıtalar arasındaki evcilleştirilebilecek bitki ve hayvanlar, mikroplar, ilk yerleşimin başlama zamanı, kıta eksenin yönü, çevresel engeller gibi farklılıkların damgasını taşıyor.” 

İnsanların dünyaya yayılışını gösteren harita ile başlayarak önemli argümanların neredeyse hepsi haritalarla desteklendiği için okuyucu aktif bir şekilde konunun içinde kalabiliyor. Bunu sağlayan diğer bir etken ise anlatımın tek düze değil, okuyucuya da yöneltilen sorularla interaktif tutulması. Ayrıca farklı kültürlerden ve coğrafyalardan insanların portrelerinin de kitaba eklenmesi, insan ırkının ne kadar çeşitli olduğunu çok net ortaya koymaktadır. Bunlara ek olarak kitabın sonunda yer alan ek okumlar ve kaynaklar ile referanslar belirli konularda tatmin olmayan okuyucular için çok yerinde bir rehberlik görevi teşkil ediyor. Sadece bu nedenlerden bile bence kitabın kurgusal olmayan yazın dalında ödül alması hiç şaşırtıcı değil.  

Yukarıdaki soruya çevresel faktörleri esas alarak cevap arayan yazar, insan toluluklarının geçimini nasıl sağladıklarından yola çıkarak bilinen ilk yiyecek üretim merkezlerine ve bu bölgelerin coğrafi, iklimsel özelliklerine bakıyor. Bu bölgelerdeki evcilleştirilebilir bitki ve hayvan türlerini inceleyerek yerleşik hayata geçişin nüfus yoğunluğu ile ilişkisini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Merkezi siyasi örgütlenme, askeri teknoloji, karmaşık ekonomik sistemler ve yaratıcı buluşları yapan kişileri besleyebilen toplulukların, bunu başaramayan avcı/toplayıcı toplumlarla karşılaştıklarında karşılaşmanın ne gibi sonuçlar oluşturduğu ile de tezini destekliyor.    

Bu kitaptan çıkarılacak birçok ders, öğrenilecek değerli bilgiler var. Tüm bunlara ek olarak tarih kitaplarını okumaya itecek diğer birkaç nedeni Mustafa Kemal Atatürk şu vecizeleri ile çok önce göstermiştir: 

“Tarihini bilmeyen milletler, yok olmaya mahkûmdur.” 

“Geçmişini bilmeyen, geleceğine yön veremez.”


Ergun UNUTMAZ, 27.02.2019


Not: Kitapta yer alan yazım hataları ile bunlara ilişkin düzeltme önerilerimi ve kısa açıklamaları Ek‘te bulabilirsiniz. Düzeltmelerde Türk Dil Kurumunun “Yazım Kılavuzu” esas alınmaktadır ve Türkçe karşılığı olan yabancı kökenli kelimelerde seçici bir tercih yapılmaktadır.

[1] Jared DIAMOND, (Guns, Germs and Steal – The Fates of Human Societies) TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 21. Basım, Kasım 2010, Ankara (Türkçeye çeviren: Ülker İnce).