Biyografi 2 – ATATÜRK

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Prof. Dr. İlber ORTAYLI [1]

Muhakkak ki hepimizin işi çok ve okunacak o kadar şey arasında fazladan birkaç kitaba yer yok. Bu durum genel olarak benim için de böyle; ancak 10 Kasım 2018’de Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü 80. ölüm yıldönümünde anarken, bu kez onun biyografisini okumayı seçtim. Tüm imkansızlıklara rağmen olağanüstü sonuçlara ulaşan, dehasını ve hayallerini dönemin koşulları ve gerçekleri ile dengeleyebilen veya yeri geldiğinde her ikisini de değiştirebilen, kısa sürede büyük işler başaran bir liderin hayat hikâyesini okumak aslında herkes için bir gereklilik. Diğer taraftan İlber Ortaylı gibi bilgi birikimi, yabancı diller alanındaki melekesi ve tarih konusundaki uzmanlığı tartışmasız bir hocamızın, zaman ayırarak kaleme aldığı; resmî bilgi ve belgelere dayanarak, farklı kaynaklarla karşılaştırmalı analizlerle ortaya koyduğu bu çalışmayı okumak aslında bir seçimden ziyade bir zorunluluk, bir görevdir.   

Kitaba gelince, içeriği gerek genel tarih bilgimizden gerekse farklı kitap, belgesel ve yayınlardan malumuz olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı. Ancak fark, İlber Ortaylı’nın tarihçi bakış açısı ile olguları olaylarla ilişkilendirme, neden-sonuç ilişkisi döngüsünde bir dönemin koşullarını ele almasında ve bunu dünyanın şartları ile karşılaştırarak analiz etme tekniğinde yatıyor. Kitap, Mustafa Kemal öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nun vaziyeti ile başlayıp onun ailesi, eğitimi ve askerlik yılları ile devam ediyor. Atatürk’ün fikirlerini şekillendiren gelişmeler, savaş yılları ve yaşanan değişimler, ardından da inkılaplar ve kişisel özellikleri ile son buluyor.   

Sayın hocamızın daha önce birçok kitabını okuduğum için diline ve üslubuna bir aşinalığım var. Diğer taraftan dördü üst düzey olmak üzere 6 dildeki birikimim ile hocamızın çalışmaları benim için anlaşılır ve akıcı. Ancak bu durumun genel okuyucu kitlesi için böyle olmadığına da tanık oluyorum. Örnek vermek gerekirse kitapta “emansipasyon”, “aktüel”, “kozmopolit” gibi batı dillerine ait kelimeler yanında “layıha”, “muallim”, “münevver” gibi Arapça kökenli sözcüklere ve benzerlerine sıklıkla yer veriliyor. Bunların dışında Latince deyim ve sözlerin az kullanıldığını bile söyleyebilirim. Bu tür sorunlar yaşayanlar için Türk Dil Kurumunun sözlüğü ve yabancı sözlüklere hızlı göz atmak yeterli olacaktır.    

Diğer bir nokta ise bu tür tarihi incelemelerin roman gibi okunup geçilememesidir. Eğer “Dionisyen sanatlar”, “Türkçülük ve Turancılık”, “Westfalya Barışı”, “Fransız İhtilali” veya “Osmanlı İmparatorluğunda Anayasal süreçler” gibi kavramlar ve olaylar hakkında bilginizi yoksa cümle içinde geçen bu tür referansların havada kalması ihtimali var ki, o zaman mesajın anlaşılamaması ya da yanlış anlaşılması gibi bir sonuç ortaya çıkabilir. O nedenle bu çalışmayı okurken bir miktar da arada başka kaynaklara başvurma ihtiyacı hissedebilirsiniz.

Ne kadar dikkate alınır bilmiyorum ama üç konuda bu kitabın gelişime açık yönleri olduğunu düşünüyorum: Öncelikle kitapta Atatürk’e ait fotoğraflara konu akışına göre yer verilmesini çok yerinde buldum. Bu fotoğraflar kuşe kâğıda baskı olarak daha kaliteli bir şekilde işlenseydi kanımca çok daha iyi bir baş ucu eseri olurdu. Ancak sanırım maliyet unsuru düşünülerek (ya da bu konu üzerinde durulmadan) bu tür bir yol izlenmiş. İkinci olarak hocamızın da altını çizdiği gibi ulu önder Atatürk hem tarih hem de coğrafya alanlarına oldukça hâkimdir. Yine hocamız da bu bütünlük içerisinde geniş bir coğrafi referans ile olayları aktarmış. Bilenler için bu elbette ki hiç sorun yaratmıyor, ancak gençler ve olaylar arasındaki ilişkileri daha net kavramak isteyenler için bu savlar bir de haritalarla desteklenirse çok daha güçlü ve etkili bir aktarım olacağı görüşündeyim. Son olarak (az da olsa) yazım hataları redaksiyonda atlanmış. “Bir durumdan başka bir duruma geçiş, dönüşüm” anlamındaki sözcüğün doğru yazımı “inkılap” şeklindeyken Arapçası “inkılâp” şeklindedir. Benzer şekilde “bağımsızlık” anlamındaki “istiklal” kelimesi yine Arapça versiyonu olan “istiklâl” olarak kullanılmıştır. Hocamız ikinci versiyonları kullanmakta haklı olabilir, ancak redaksiyonun işi bunları öz bir Türkçe ile sadeleştirmek ve yazım kurallarına uygun hâle getirmek olmalıydı. Yine “anavatan” yerine doğru kullanım olan “ana vatan” gibi küçük düzeltmeler de bu kategoriye dâhildir. Bir sonraki basımda belki bu tür ufak sorunlar giderilir ve eklemeler yapılırsa mevcut eser çok daha güçlü bir kaynak kitaba dönüştürülebilir.

Sayın hocama bu vesile ile şükranlarımı sunuyor, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla ve minnetle anıyoruz.

 

Ergun UNUTMAZ, 15.11.2018

 

[1] Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Kronik Kitap, Birinci Basım, Ocak 2018, İstanbul.