Category Archives: Other Notes

Ombudsmanlık Müessesesi

Ombudsmanlık Müessesesi Üzerine Düşünceler[1]
Kamu Alımlarında Şikâyetler Açısından İnceleme

Tarihsel açıdan oldukça köklü ve eski bir kültürün ürünü olan ombudsmanlık müessesesinin devlet tüzel kişiliği içinde bir kurum olarak yer alması 18. yüzyıla rastlamaktadır. Her ne kadar M.Ö. 221’de Çin Hanedanlıkları döneminde, ardından başta Roma ve Osmanlı İmparatorluklarında benzer örnekleri görülse de modern anlamda kullanılan yapı İskandinav uygulamasından gelmektedir. Türkiye’de ombudsmanlık müessesesinin kurulması ise ancak 2012 yılında gerçekleşmiştir.

Dolayısı ile bu araştırmada, olabildiğince detaya girmeden, bu müessesenin ne olduğu ve kökeni üzerinde durularak neden böyle bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğu incelenmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde, Türkiye’de “Kamu Denetçiliği Kurumu”nun oluşumu yanında genel hatları ile bu kurumun görev ve yetkileri tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, kamu alımları piyasasında bu tür müesseselerin şikâyet mekanizması sistemi içerisinde bir rolü olup olmadığı seçilen bazı Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeleri ile Türkiye’deki durum karşılaştırılarak incelenmiştir.

En genel hâliyle ombudsmanlık müessesi kişilerin hukuki haklarının yargısal başvuru yolları dışında da korunması; kamu kurum ve kuruluşlarının kendilerine verilen yetkileri kullanırken kanunlara uygun ve adil davranıp davranmadığının idareden bağımsız bir şekilde denetlenmesi; kamu hizmetlerinin işleyişinde adalet ve etkinliği artırmak için öneriler geliştirilmesi, vatandaşların, haklarını kullanmada bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi gibi görevleri gerçekleştirmek için vardır.

Etimolojik olarak ombudsman kelimesi İskandinav kökenli olup “(Nor) umbodh: görev, yetki + (Nor) man: adam; (İsv) ombudsman: görevli kişi; (İng) ombudsman: vatandaşların kamu kuruluşları hakkındaki şikâyetlerini araştırmakla yükümlü kamu görevlisi” gibi anlamlara gelmektedir. Kelimenin Türkçe karşılığı – benzer içeriği ifade etse de – kamu denetçisi olarak belirlenmiştir. Türk Dil Kurumu bu bağlamda kelimeyi: “Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum” olarak tanımlamaktadır. Mamafih, İngilizceden farklı olarak devlet (state), özel (private) ve kamu (public) sözcükleri arasında “kamu” ile “devlet” kavramlarının Türkçede çoğu zaman eş anlamlı olarak kullanılması bir algı bozukluğu yaratmaktadır. Bir de bu kelimenin devamına genelde soğuk anlamlar çağrıştıran “denetçi” kelimesini eklediğimizde, ombudsmanlık müessesesinin içerik bakımından ifade ettiğinden çok daha sınırlı bir noktaya yönelme riski ile karşılaşırız. Tüm bu çekincelere rağmen “ombudsman” kelimesi yerine “kamu denetçisi” kelimesinin kullanılması gerek kurallara uymak gerekse de Türkçe karşılığı olan kelimeleri kullanmak açısından daha yerinde ve doğru olacaktır.

Yazının tamamını okumak için lütfen tıklayınız.

Ergun UNUTMAZ, 11/02/2014


[1] Bu çalışmada yer alan görüş ve değerlendirmeler herhangi bir kurum veya kuruluşun düşüncelerini yansıtmamakta olup tamamen yazarın kişisel fikirlerinin ürünüdür.

Fotoğrafçılık ve Hukuk

[1]  Deklanşöre basarak elde edilen görüntü güzel bir “an”ı yakalama sürecinin bir aşaması olmak dışında hukuksal alanda da birçok sürecin başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Bu değerlendirme; fotoğrafın niteliğine, fotoğraf çekenin amaç ve kullanım şekillerine ve tabii ki özel durumlara göre farklı olacaktır. Çünkü fotoğraf çekmek sıradan bir eylem, keyifli bir hobi, bir sanat eseri yaratma süreci veya profesyonel bir uğraş olmak gibi geniş bir yelpazede değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Fotoğrafçılık üzerine Türkiye’deki hukuk sistemi anayasada, kanunlarda ve diğer mevzuatta çeşitli düzenlemeler öngörmüş; kişilerin hak ve ödevlerini geniş bir çerçevede hüküm altına almıştır. Nasıl fotoğraf çekmek sadece deklanşöre basmaktan ibaret değilse, söz konusu düzenlemelere de tek bir sayfada ulaşmak ve her durum için geçerli bir sonuca varmak sağlıklı bir yaklaşım olmamaktadır. Dolayısı ile gerek fotoğraf çeken gerekse de fotoğrafı çekilen kişilerin haklarının bilinirliğini yaygınlaştırmak amacıyla detaylı araştırmalar yapmak gerekmektedir. Bu doğrultuda; ilgili hukuki düzenlemeleri, yargı kararlarını ve bu konuda daha önce yapılan çalışmaların bazılarını bilgi birikimim çerçevesinde inceleyerek bu araştırmayı hazırladım.   

Fotoğraf ve hukuk ortak alanında yapılan çalışmalar arasında en kapsamlısının, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun (TFSF) 2. Dernekler Ortak Toplantısı için ortaya konan metin olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar, söz konusu metin 2008 yılına ait olsa da kurgunun sadeliği ve basitliği yanında ortak aklın gereği olarak bu çalışmada da benzer bir yaklaşım benimsenmiştir. Araştırma üç bölümde hazırlanmış olup ilk bölümde fotoğrafın hukuki niteliği, ikinci bölümde fotoğraf çeken kişilerin hakları, üçüncü bölümde ise fotoğrafı çekilen kişilerin hakları üzerinde durulmuştur. Son olarak ise, tüm bu düzenlemeler sonuç ve öneriler bölümünde bir arada değerlendirilmiş; kişilik hakları ve özgürlüklerin sınırı tezi kapsamında fotoğrafçılık üzerine görüşlere yer verilmiştir.

Ergun UNUTMAZ, 12/01/2014



[1] Yukarıdaki metin “Fotoğraf Çekiminde Hukuki Boyut” başlıklı araştırmamın “Giriş” bölümü olup araştırmanın tam metni için Fotoğrafçılık ve Hukuk dosyasına tıklayabilirsiniz.

Etkin Asansör Kullanımı

Etkin Asansör Kullanımı Üzerine Düşünceler


Asansör, dikey ve yatay olarak yük ve insan taşımada kullanılan bir araç olup Latince “basamak çıkmak” anlamına gelen
ad scendere sözcüğünün “mekanik tırmanma aracı” olarak Fransızca ascenseur kelimesine dönüştürülmesi ile tanımlanmıştır. Kelimenin Türkçede ilk kullanımları ile 1891 yılında karşılaşılmaktadır.

Asansörler, modern yaşam anlayışı ve iş ortamlarının vazgeçilmez birer parçası olma özelliğini 20. yüzyılda kazanmış, mühendislik ve değişen ihtiyaçlar bazında her geçen gün niteliklerinin üzerine katarak gelişmiştir. Asansörlerin, yük taşıma ve basit mekanik sistemlerle kullanımı ise 19. yüzyıla uzanmaktadır ki bugün asansör kelimesi ile ifade ettiğimiz anlam dışında yük taşıma işlemleri ise çok çok daha eskilere dayanmaktadır.

Tarihi gelişimi, çalışma prensipleri ve gökdelenlerdeki kullanım farklılıkları bir yana bu yazıda “asansör kullanımı – zaman yönetimi” bakış açısından asansörler üzerine düşüncelerimi bir sistem önerisi ile paylaşmak istedim. Özellikle de mesai saatlerinin başlangıç ve bitişi ile öğle arası gibi yoğun kullanım aralıklarında asansör beklemekten şikâyetçiyseniz bu yazıyı faydalı bulabilir; önerdiğim sistemi farklı düşünceleriniz ile geliştirmek için katkı sağlayabilirsiniz. Belki de en önemlisi, sistemler ne kadar mükemmel tasarlanmış olsa da bu yazıyı okumamış olan kullanıcıları “etkin asansör kullanımı” konusunda bilgilendirebilirsiniz.
 

Olabildiğince basit ve anlaşılır olarak aktarmak istediğim sistem iki bölümde kurgulandı. Bu kapsamda öncelikle bazı varsayımlar belirtilip ardından etkin asansör kullanımı için sayısal bir analiz yürütülmüştür. Bu analiz, gösterim kolaylığı açısından ilk olarak bilinçsiz ya da bireysel çıkar hedefleyen kullanıcılar, ikinci sırada da bilinçli kullanıcılar modellenerek sunulmuştur. Son olarak ise yönetici ve kullanıcılar için bazı tavsiyelere yer verilmiştir.

Analize ulaşmak için asansör dosyasını açınız.

Ergun UNUTMAZ, 20/11/2013