Agenda,  Economy

Ekonomi Politika Strateji 11

Haziran 2020


DEĞERLENDİRME VE GÖRÜŞLER


Søren Kierkegaard’ın “Hayat, geriye bakarak anlaşılır, fakat ileriye doğru yaşanmak zorundadır.” sözünün biz ekonomistler için biraz daha fazla anlam ifade ettiğini düşünüyorum. 


“Dip noktasını bulduk mu, burası zirve mi, trend noktasının neresindeyiz?” gibi sorulara herkesin muhakkak kendince bir cevabı var. Finans dünyasında yatırım yapıyorsa olmalı da zaten. Cevabın kalitesini belirleyen ise geçmiş veri setinden çıkarılan anlamda ve geleceğe yönelik tahminin gücünde yatmaktadır; sonuçlar ise doğal olarak bakış açısına göre farklılık gösterecektir. Bu anlamda uzun vadeli yatırım stratejimin temelini oluşturan Ekonomi Politika Strateji Raporlarımın şimdiye kadarki performansından kendi adıma oldukça memnunum.

Bu rapor, küresel gelişmeleri izleyen; odak noktası olarak da daha ziyade finansal ve emtia piyasalarını etkileyen olayları öne çıkaran kişisel bir özettir. Tarafsız bir şekilde, saygın basın kuruluşlarında yer alan haberlere dayanarak not ettiğim bilgilerden oluşan değerlendirmeler, aşağıdaki beş soruya cevap aramaktadır:

Gelişme

Sebep / Sonuç

Beklenti / Strateji

Geçen Ay Neler Oldu?

Neden Oldu?

Bu Ay Neler Olabilir?


Hangi Etkileri Meydana Getirdi?

Nasıl Bir Strateji İzlemeli?

Mayıs ayı raporundaki genel düşüncemde bir değişiklik olmadığı için dilerseniz oradan kısa bir alıntı ile başlayalım:


Teknolojinin getirdiği yenilikler ve uzaktan erişim sayesinde eğitim, eğlence, ticaret ve hizmet sektörünün bazı birimlerinde işlerin eskisine göre (belki de) daha etkin bir şekilde yürüdüğünü söyleyebiliriz. Ancak imalat, üretim, turizm ve café-restoran işletmeciliği gibi alanlarda süreç biraz daha yavaş ve temkinli ilerlemektedir. Haziran ayında bu sektörlerin de devreye girmesi ile hayat yeni normalde devam edecek gibi. Asıl merak edilen, bunların Temmuz ayı gibi ikinci bir dalga getirip getirmeyeceği ve aşı konusunda o noktaya kadar ne hızda ilerleneceği.

Haziran ayının sonlarına doğru aşı ile ilgili pozitif gelişmeler de yaşandı nitekim, ancak unutmamak gerekir ki aşı bulunsa bile seri üretime geçip yaygınlaşmasına kadar çok uzun bir süre olacaktır. Diğer taraftan ay sonunda artış gösteren olay sayısı ve Covid-19 kaynaklı ölümler ikinci bir dalganın başlangıcı olabilir mi endişesi ile tedbirler bir kere daha gözden geçirilecektir.

Haziran ayı da aslında ekonomik olarak göstergelerin düzeldiği, hatta finansal piyasalardaki fiyatlamaların reel ekonomiden ve haberlerden ayrılarak soluksuz yükseldiği bir ay oldu. Bunda yukarıda belirtilen pozitif faktörlerin yanında, büyük merkez bankalarının parasal politikaları yoğun ve hızlı kullanması, bütçesel anlamda gücü yeten ekonomilerin mali desteklerde bulunması elbette önemliydi. 

Ancak göz ardı edilmemesi gereken bir değişken daha var ki, buna dikkat etmek gerektiğini düşünüyorum. Sermaye piyasalarında işlem yapmak için yeni açılan hesap sayısı ve piyasalara katılan yeni aktörlerin sayısındaki ciddi artış. Bu grubun kısa sürede elde ettikleri muazzam kârlar, risk yönetimi, ekonomi ve finans konusundaki birikim ve tecrübenin sorgulanması bir kenara katılımcı sayısının katlanarak artmasına neden olmaktadır.

Daha ilginci ise bu aktörlerin, değer yatırımı ile öne çıkan büyük yatırımcıların ve şirketlerin zorlandığı, büyük fonların dev zararlar yazdığı, hedge fonların tasfiye sürecine girdiği ve yeni fon katılımlarının istikrarlı bir şekilde düşüş trendi içinde olduğu bir dönemde bu tür getiriler elde etmesidir. Bireysel olarak başarılar olabilir, ancak bunun sistemik olarak tehlikeli bir süreç olduğu kanaatindeyim. Özellikle de parasal genişlemenin yan etkisi olarak borçlanma imkânları risk yönetimi olmaksızın sermaye piyasalarında değerlendiriliyorsa.

Kaynak: Bloomberg – Hedge Fund Research

Son beş yıl içinde BIST’te yurt dışı yerleşiklerin aralıksız net satımları sonrası hisse senedi stok değerinin de yüzde 50’nin altına geldiğini ve aynı zaman aralığında BIST 100 Endeksinin yeni açılan bu hesaplar ve yerli sermaye ile yüksek seviyelere çıktığını da aşağıdaki grafikten görebiliriz.

Bununla birlikte, karamsar değilim ve piyasalarda global bir düzeltme sonrasında yönün daha sağlıklı ve yavaş bir şekilde yukarı yönde olduğunu düşünüyorum. Bunun anlamı da V değil, ikinci dibi daha yukarıda olan W şeklinde bir toparlanma beklentimdir. Sözü uzatmadan Haziran ayında yaşanan gelişmeleri ülke ve bölge bazında hızlıca şöyle sıralayabiliriz: 

Detay

ABD

Sebep – Sonuç

Black Lives Matter’ hareketi 7 yıl önce başlamış olsa da 25 Mayıs tarihinde George Floyd’un, ABD’de polis tarafından orantısız güç kullanımı ile öldürülmesi sonrası etkisi yayılmıştır. Önce Amerika’da ardından tüm dünyada ırkçılığı reddederek başlayan gösteriler ayrımcılık karşıtlığı şeklinde genişlemiştir. 

Kamu mallarını tahribat ve özel mülkiyeti yağmalamak ne kadar kabul edilemezse Başkan Trump’ın ‘when the looting starts, shooting starts’ söylemi de o kadar tehlikelidir.


Ekonomi cephesinde, tarım dışı istihdamda düşüş beklenmesine karşın artış gelmesi, daralmanın geride bırakıldığı düşüncesi ve toparlanma gösteren PMI Endeksi piyasalara olumlu yansımıştır.

Beklenti – Strateji

Sağduyu ve hukuk gereği din, dil, ırk, cinsiyet ya da her hangi bir isim altındaki tüm ayrımcı eylem ve düşünceler özellikle de insan hayatına kastedildiğinde kabul edilemezdir ve hukuki yaptırımlar yerine getirilmelidir. 



Konunun siyasi boyutunda ise grafikten de görülebileceği gibi Kasım ayındaki seçimler için bu tür davranışlar kurumsal kültürün ve sağduyunun hüküm sürdüğü yerlerde belirleyici olacaktır.

Risk iştahındaki artış ve yeni kaynak girişleri ile borsa endeksleri yeni rekorlar tazelerken reel ekonomide işler henüz o kadar iyi değildir.

Avrupa Birliği

Avrupa Komisyonu krizin etkilerini gidermek, Avrupa Merkez Bankasının para politikasına katkı sağlamak için 750 milyar avroluk teşvik paketi duyurdu.

Tedbirlerin kontrollü olarak gevşetilmesi ve üretimin tekrar artması ile güven endekslerindeki gelişme yanında bu tür teşviklerin tüm kesimlere katkısı olmaktadır. 

Birleşik Krallık

Başbakan Johnson, 4 Temmuz ile kısıtlamaların kaldırılacağını ve café, restoran, sinema gibi işletmelerin açılacağını duyurdu.

İkinci dalganın etkisi yanında ekonominin içinde bulunduğu sıkıntılı dönem kayıp-kayıp arasında bir seçim gibi duruyor.

Almanya

Daha önce 1 trilyon avroyu aşan bir paketten sonra bu kez de 130 milyar avroluk yeni bir paket üzerinde anlaşıldı. 1 Temmuz’dan itibaren de katma değer vergisi düşürülecektir.

Bütçe disiplinine çok önem veren Almanya parasal genişlemeye de hep mesafeli kalmıştı. Hatta 2019’da bu tür taleplere, ancak kriz gelirse başvururuz demişti. Sürpriz yok.

Türkiye

Turizm ve ihracat gelirlerindeki düşüş yanında yakın zamanda ödenecek döviz yükümlülükleri nedeniyle dikkatler cariaçık, TCMB döviz rezervleri ve kur seviyesine odaklanmış durumdadır.


En disiplinli kalem olan bütçe dengesinde de bozulmalar dikkat çekmektedir.

Global anlamda risklerin azalması ve dolar endeksindeki gevşeme nedeniyle USDTRY üzerindeki baskının da hafiflemiş olduğu bir ay geride kaldı. Dolar kuru neredeyse hiç hareket etmedi denilebilir.  


Krize müdahale için gerekli olan bu bozulmanın para arzı artışındaki enflasyonist etki benzeri kısa vade zararı olmasa da uzun vadede yansımaları olabilir.

Çin

Haziran ayı başında Çin’in ABD’den yaptığı ithalat, piyasalarda olumlu algılandı.

‘Hong Kong Güvenlik Yasası’ kabul edildi. Bu kararın hemen ardından ABD, Hong Kong’un özel statüsünü kadırdığını duyurdu.

Çin-Hint sınırının tartışmalı Keşmir bölgesindeki çatışmada en az 20 Hint askerinin öldürülmesi gerilimi yükseltti.

Ticaret Anlaşması ya da belirsizliği yapılan karışık açıklamalarla sürmeye devam ediyor.

Uzun süredir gündemde olan, gösteriler sonrası geri adım atılan bu eylem ayrışmayı ve bölgede uluslararası gerilimi tırmandıracaktır.

Sınırda gerilim hep yüksek olsa da ölümcül çatışmalar ve yükselen gerilim tedirgin edici olabilir.

Uzak Doğu

Japonya’da merkez bankası mevcut politikasını korurken ilave parasal genişleme ihtimalini açık bıraktı.

Kuzey Kore, Kaesong’daki Güney ile ortak irtibat bürosunu havaya uçurdu.

Hizmet sektörü toparlansa da imalat sektörü hâlâ sorunlu ve tüketici güven endeksi çok düşük seviyelerde.

Güney Kore ile gerilimin tırmandıran bu eylem aynı zamanda dostluk ve barış beklentilerini de yıkmıştır.

Ergun UNUTMAZ, 03.07.2020


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *