Outliers

Çizginin Dışındakiler

Malcolm GLADWELL [1]  

Kişisel gelişim kategorisinde değerlendirebileceğimiz bu kitap daha baştan kapak resmi ile “Outlier”ın ne olduğu ve içerik hakkındaki mesajı net bir şekilde veriyor. 

  1. başlıca ya da ilişkili bir oluşumdan uzakta konumlanmış ya da farklı sınıflandırılmış olan şey.
  2. ortaya koyduğu değer, seçilmiş diğer örneklerden belirgin bir biçimde farklı olan istatiksel gözlem.

Ekonometri eğitimim sırasında çok daha detaylı araştırdığım (ve merak edenler için teknik olarak burada fotoğraf değerlendirilmesinde kullanımına ilişkin bir örnek verdiğim) bu kavramı yazar başarıya giden yolu esas alarak işlemiş. Tutku, yetenek ve çok çalışmanın esas olmakla beraber bir çizgi dışı olmaya neden yetmediğini; bazı insanların neden daha şanslı olduğunu araştıran yazar, bu olguyu örneklerden yola çıkarak çizgi dışı bazı kişilerin doğum tarihi ve yerleri, aileleri, kültürel ve genetik mirasları gibi çevresel faktörlerin kişinin başarısı üzerindeki etkisi ile açıklamış.  

Sadece bu açıdan düşünüldüğünde bile, bu kısa bilgi kitabı satın alıp okumaya teşvik ediyor ve kitabın neden çok satanlar listesinde yer aldığını gösteriyor. Çevresel faktörlerin başarı ile ilişkisi ve bazı insanları neden diğerlerinden çok daha yukarılara taşıdığı, özellikle de “on bin saat kuralı” ile birleştirilerek “Fırsat” adlı ilk bölümde oldukça ilgi çekici bir şekilde işlenmiş. Ancak iki bölümden oluşan kitabın ikinci bölümü için maalesef aynı övgüleri sunamayacağım. “Miras” adlı ikinci bölümdeki yazılar ise daha çok Erin Meyer’in The Culture Map adlı kitabına ait konular gibi duruyor. Hatta bir bölüm var ki, yazar kendi atalarının geçtiği zorlu yolları ve onların hayatını değiştiren şans faktörlerini aktararak konuyu tamamen dağıtıyor. İlk kısmın ünlü yüzleri ve çizgi dışı karakterleri ile neredeyse bir tutuyor.  

Yine de kişisel gelişim kitaplarının size bir kıvılcım sunabilme potansiyeli, başarı hikâyelerinin perde arkası bilgileri veya siz de benzer şeyleri fazlasıyla yaptıysanız bile neden istediğiniz yerlerde olmadığınızı açıklayabilmesi açısından okunabilir bir kitap.


Ergun UNUTMAZ, 20.12.2018


Not: Kitapta yer alan yazım hataları ve tutarsızlıklar ile bunlara ilişkin düzeltme önerilerimi ve kısa açıklamaları Ek‘te bulabilirsiniz.

[1]  Malcolm GLADWELL, (The Story of Success) MediaCat Kitapları, Birinci Baskı, Temmuz 2018, İstanbul.

Küresel Finans Krizi

Dr. Mahfi EĞİLMEZ [1]

Makroekonomi ve Finans dallarına ilgi duyan birisi olarak ‘Küresel Finans Krizi’ üzerine Mahfi Hocamızın Aralık 2008 tarihli kitabının ilk basımını okumamdan bu yana aradan 10 yıl geçmiş. Buna rağmen Ekim 2017 tarihli bu on dördüncü baskıyı da yine keyifle bitirdim ve kendimce tekrar notlar aldım. Bu kitabın, finansal krizleri tek tek açıklarken gelişmelerin arka planında yatan gerekçeleri net bir şekilde ortaya koyan, krizlerin yıkıcı etkilerini sayılarla gösteren, yaşanabilecek bir sonraki potansiyel krizin tahminini yapan ve sunulan çözüm önerileri ile artı değer katan bir çalışma olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sayın Eğilmez’in diğer kitaplarını, geçmişte gazetelerdeki ve günümüzde kendi internet sitesi üzerinden yazılarını takip edenler zaten kendisinin karmaşık konuları ne kadar sade bir şekilde açıkladığını bilirler. O yüzden bu kitabı okurken Albert Einstein’ın “basitçe anlatamıyorsan yeterince anlamamışsındır” sözü hep kulaklarımda çınladı.

Kitap bu yönüyle hem akademik bilgisi olmayan sıradan bir ekonomik aktöre ekonomik sistemleri, finansal krizleri ve bunları önlemede kullanılabilecek araçları gösteriyor hem de belirli bir altyapısı olan ve konuyu derinlemesine incelemek isteyenlere bir referans noktası oluşturuyor. Kitapta öncelikle kapitalizm, piyasa, devlet, küreselleşme ve ekonomik kriz gibi temel kavramlar genel hatlarıyla açıklanmış. Ardından 1929 yılını baz alınarak kapitalizmin yaşadığı krizler ile Türkiye Cumhuriyeti’nin paralel bir zaman akışında, ama özellikle de 1980 dönüşümü sonrasında, yaşadığı ekonomik krizlere yer verilmiş. Son olarak ise kapitalizmin neden kriz yaratan bir sistem olduğu ve bu tür çöküşleri daha ortaya çıkmadan ya da ortaya çıktığında en az hasar verici etki ile nasıl atlatılabileceğine dair oldukça önemli tespitler ve çözüm önerileri ile tamamlanmış. Ayrıca kitabın sonuna da küçük bir ekonomik terimler sözlüğü ilave edilmesi yüzeysel bilgisi olan okuyucular için faydalı bir kılavuz olmuş.

Sayın Eğilmez’in konuyu ele alış şekli gibi kullandığı yazım dili de oldukça sade ve akıcı. Konunun önemli olmasına ve bazen farklı kaynaklardan karşılaştırma yapılma gerekliliği göstermesine rağmen, kitap sürükleyici bir roman gibi birkaç saatte bitirilebilecek bir yapıda tasarlanmış. Tezler ve krizlerin etkileri gerek tablolar gerekse de grafiklerle zenginleştirilerek sunulmuş.

Küresel bir ekonomik durgunluğun beklendiği 2019 yılında ve on yıllık kriz konjonktürünün tamamlandığı; ancak son krizden yeterince derslerin çıkarılmadığı bir ortamda bu çalışmayı bir kere daha okumanızı ve ona göre pozisyon almanızı öneririm.   

Ergun UNUTMAZ, 08.12.2018

[1] Dr. Mahfi EĞİLMEZ, Remzi Kitabevi, On Dördüncü Basım, Ekim 2017, İstanbul.

World Chess Championship

The World Championship 2018 took place this year in London, United Kingdom, between November 09 and 28. Magnus Carlsen, the reigning world champion, was challenged by Fabiano Caruana. The twelve-game match ended in 6-6 and having not even a single win by either side was a record. Then tie-breaker games came to the fore and Magnus Carlsen made his presence felt.

In a four-game  rapid round, worlds No.1 ranked at this speed, Carlsen made already two wins and was comfortable at the beginning of third round, as a draw would be enough for him to proclaim his victory. However things were opposite for Caruana, as he needed absolutely a win to continue. Under these circumstances we had a chance to watch a party that goes to the edges, but in the end Carlsen won that game, too.

As a result he managed to retain his title. He will carry the World Chess Champion title until the next championship, which will be held in 2020, but with an obvious fall in his tremendous performance and a strong rivalry by Caruana make things more interesting for the future. But now it is time to cherish the moment and enjoy this victory! Afterwards of course learn precious lessons from his strategies and matches. Last but not least, in addition to having the proud of such an honour, Magnus Carlsen also won the 55% of a million-euro prize solely from this event.

You can check the news and parties from the official FIDE broadcasting link below: 

World Chess Championship 2018: https://worldchess.com/

 

The World Championship 2016 was held in Manhattan, New York between November 11 and 30. The current champion Magnus Carlsen of Norway and his challenger Sergey Karjakin of Russia had 6 points from 12 game classical series, each with a win. Then at the tie-breaks Carlsen had two draws in the first two parties than with two consecutive wins managed to defend his title. 

Photo: https://www.dw.com

The World Championship 2014 was the first tournament for the two-year cycle decision. After Magnus Carlsen has just toppled Viswanathan Anand in 2013, it was time now to defend the World Chess Champion title against him. The tournament took place in Sochi, Russia from November 07th to28th. At the eleventh game of twelve round series Carlsen declared his victory with three wins and seven draws.   

Source: FIDE Database – https://de.wikipedia.org/

 

Ergun UNUTMAZ, 29/11/2018

Biyografi 3 – M. Kemal

M. Kemal

Yılmaz ÖZDİL [1]

 

Daha önce İlber Ortaylı’nın ‘Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ adlı biyografisini okumuş ve burada kısa notlarımı paylaşmıştım. Yılmaz Özdil’in ‘M. Kemal’ başlıklı çalışması da bu anlamda onu tamamlayan bir kitap olmuş. Sayın Ortaylı hocamızın tarihçi kimliği ile olayları ele alışı ile Sayın Özdil’in gazeteci olarak Mustafa Kemal’in hayatını aktarışı arasında doğal olarak farklar var. İlki, gerek akademik yazım tarzı (referanslar, dip notlar, belgeler) ve dili ile, gerekse de kronolojik sıra izlenişi ve daha kapsamlı bir aralığı işlemesi gibi unsurlarla ikincisinden ayrılıyor. Ancak bu birini diğerine tercih anlamına gelmemeli. Çünkü bakış açısı farkının getirisi çok farklı ve ikisi de son derece gerekli.

Yılmaz Özdil’in kitabını okurken sanki kendisine sabahın erken saatlerinde İzmir, Bostanlı balıkçı kahvesinde rastlamışım da bana Atatürk’ü anlatıyormuş gibi hissettim. Son derece doğal, içten ve samimi bir üslupla, ancak yine araştırma, belge ve çapraz karşılaştırmaya dayanan bir şekilde. Sadece takvim bazında değil de, konu bazında sıra dışı bir hayatın tüm yönlerini aktarıyor gibi. Dili ve kelime seçimleri de ona uygun tabii.

Ancak ayrıntıda yatan bir farkı hemen belirtmek, kitap tasarımının hakkını vermek gerekir. Şimdiye kadar okuduğum Atatürk kitaplarının çoğu içerik olarak askerî, siyasî veya ekonomik başarıları ön plana çıkarırken artık karamsarlıktan mıdır, konunun önemine istinaden ciddiyet katmak için midir bilinmez hep siyah tonlarda, ağır ve karamsar bir tasarım sergiliyorlardı. Dolayısı ile seçtikleri kapak resimleri ve tarzı da buna uygun oluyordu. Ancak Yılmaz Özdil, Steve Jobs’ın biyografisine benzer bir şekilde beyaz rengin temizliği ve ferahlatıcı hissi ile fark yaratmış. Sadece bu da değil, ilk ve son sayfalarda kırmızı renk ile Türk bayrağına ve diğer psikolojik algılara gönderme yaptığı gibi kapakta resim, kendi adı veya kitabın adı gibi başka unsurlara yer vermektense Atatürk’ün imzasını lake kabartma olarak tercih etmiş. Kanımca bunlar bile okuyucuda ilgi uyandırıp kitabı okumaya teşvik etmeye yeter. Keşke yayın evi de benzer hassasiyeti gösterip logosunu sadece sırt kısmında kullansaydı daha şık olurdu.

İçerik açısından da kitap oldukça zengin; zaten bildiğimiz olayları insani boyutu ile samimi şekilde anlatırken, az bilinen ya da çoğu eserde yer verilmeyen unsurları da belgeler ve yakınlarının hatıraları ile birleştirerek okuyucuyla buluşturmayı başarmış. Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak; ne zorluklar içinde neleri, nasıl hayal ettiğini, planladığını ve hayata geçirdiğini görmek; giyim tarzından, yeme-içme alışkanlıklarına, okuma ve eğitimden, sanatla iç içe geçen, yabancı dillerle genişletilmiş, kurmay düşünce sistemi ile derinleştirilmiş bilgi birikimi ve kültürünü örnek almak; bir ulusun yaşadığı zorlukları ve sıkıntıları hissedebilmek, haklı mücadelesine ortak olmak, ardından yürütülen muazzam, ilkeli ve ince diplomasi ile ekonomik, sosyal ve hukuksal reformları  benimsemek adına son derece başarılı olmuş bir çalışma.

Bununla birlikte sonraki basımların geliştirilmesine yönelik birkaç önerim de var: Öncelikle yine fotoğraflar konusunda hayal kırıklığına uğradım. Steve Jobs’ın biyografisindeki tasarım pekâlâ burada da kullanılabilir, Atatürk’e ait fotoğraflar kuşe kâğıda baskı olarak ve daha büyük boyutlarda, daha kaliteli bir şekilde sunulabilirdi. İkinci olarak kitapta verilen rakamlar arasındaki bazı tutarsızlıklar incelenerek düzeltilebilir ya da rakamlar doğru ise ifadeler yumuşatılabilir. Diğer bir konu da bazı önemli bilgilerin referans ve kaynak gösterilmeden aktarılmış olması. Evet kitabın tarzı belki bunu gerektiriyor, ancak ayrıntının hassasiyet yarattığı alanlarda bu tür ilavelerin çalışmaya güç katacağına inanıyorum. Son olarak yine Türk Dil Kurumunun ‘Yazım kılavuzu ve Kuralları’nın redaksiyonda yer yer atlandığını görmek üzücü. “Devlete ait, devletle ilgili ya da ciddi” anlamındaki sözcüğün doğru yazımı “resmî” şeklindeyken “resmi” şeklinde kullanılması; “yurt dışı” kelimesinin sehven bitişik yazılması; noktalama işaretleri kullanımındaki hatalar, örnek olarak sayabileceğim bazı unsurlar. Bir sonraki basımda bu tür ufak sorunların giderilerek okuyucuya daha kıymetli bir kitap sunulacağını düşünüyorum.

Ergun UNUTMAZ, 28.11.2018

 

[1] Yılmaz ÖZDİL, Kırmızı Kedi Yayınevi, İkinci Basım, Ekim 2018, İstanbul.

Biyografi 2 – ATATÜRK

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Prof. Dr. İlber ORTAYLI [1]

Muhakkak ki hepimizin işi çok ve okunacak o kadar şey arasında fazladan birkaç kitaba yer yok. Bu durum genel olarak benim için de böyle; ancak 10 Kasım 2018’de Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü 80. ölüm yıldönümünde anarken, bu kez onun biyografisini okumayı seçtim. Tüm imkansızlıklara rağmen olağanüstü sonuçlara ulaşan, dehasını ve hayallerini dönemin koşulları ve gerçekleri ile dengeleyebilen veya yeri geldiğinde her ikisini de değiştirebilen, kısa sürede büyük işler başaran bir liderin hayat hikâyesini okumak aslında herkes için bir gereklilik. Diğer taraftan İlber Ortaylı gibi bilgi birikimi, yabancı diller alanındaki melekesi ve tarih konusundaki uzmanlığı tartışmasız bir hocamızın, zaman ayırarak kaleme aldığı; resmî bilgi ve belgelere dayanarak, farklı kaynaklarla karşılaştırmalı analizlerle ortaya koyduğu bu çalışmayı okumak aslında bir seçimden ziyade bir zorunluluk, bir görevdir.   

Kitaba gelince, içeriği gerek genel tarih bilgimizden gerekse farklı kitap, belgesel ve yayınlardan malumuz olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı. Ancak fark, İlber Ortaylı’nın tarihçi bakış açısı ile olguları olaylarla ilişkilendirme, neden-sonuç ilişkisi döngüsünde bir dönemin koşullarını ele almasında ve bunu dünyanın şartları ile karşılaştırarak analiz etme tekniğinde yatıyor. Kitap, Mustafa Kemal öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nun vaziyeti ile başlayıp onun ailesi, eğitimi ve askerlik yılları ile devam ediyor. Atatürk’ün fikirlerini şekillendiren gelişmeler, savaş yılları ve yaşanan değişimler, ardından da inkılaplar ve kişisel özellikleri ile son buluyor.   

Sayın hocamızın daha önce birçok kitabını okuduğum için diline ve üslubuna bir aşinalığım var. Diğer taraftan dördü üst düzey olmak üzere 6 dildeki birikimim ile hocamızın çalışmaları benim için anlaşılır ve akıcı. Ancak bu durumun genel okuyucu kitlesi için böyle olmadığına da tanık oluyorum. Örnek vermek gerekirse kitapta “emansipasyon”, “aktüel”, “kozmopolit” gibi batı dillerine ait kelimeler yanında “layıha”, “muallim”, “münevver” gibi Arapça kökenli sözcüklere ve benzerlerine sıklıkla yer veriliyor. Bunların dışında Latince deyim ve sözlerin az kullanıldığını bile söyleyebilirim. Bu tür sorunlar yaşayanlar için Türk Dil Kurumunun sözlüğü ve yabancı sözlüklere hızlı göz atmak yeterli olacaktır.    

Diğer bir nokta ise bu tür tarihi incelemelerin roman gibi okunup geçilememesidir. Eğer “Dionisyen sanatlar”, “Türkçülük ve Turancılık”, “Westfalya Barışı”, “Fransız İhtilali” veya “Osmanlı İmparatorluğunda Anayasal süreçler” gibi kavramlar ve olaylar hakkında bilginizi yoksa cümle içinde geçen bu tür referansların havada kalması ihtimali var ki, o zaman mesajın anlaşılamaması ya da yanlış anlaşılması gibi bir sonuç ortaya çıkabilir. O nedenle bu çalışmayı okurken bir miktar da arada başka kaynaklara başvurma ihtiyacı hissedebilirsiniz.

Ne kadar dikkate alınır bilmiyorum ama üç konuda bu kitabın gelişime açık yönleri olduğunu düşünüyorum: Öncelikle kitapta Atatürk’e ait fotoğraflara konu akışına göre yer verilmesini çok yerinde buldum. Bu fotoğraflar kuşe kâğıda baskı olarak daha kaliteli bir şekilde işlenseydi kanımca çok daha iyi bir baş ucu eseri olurdu. Ancak sanırım maliyet unsuru düşünülerek (ya da bu konu üzerinde durulmadan) bu tür bir yol izlenmiş. İkinci olarak hocamızın da altını çizdiği gibi ulu önder Atatürk hem tarih hem de coğrafya alanlarına oldukça hâkimdir. Yine hocamız da bu bütünlük içerisinde geniş bir coğrafi referans ile olayları aktarmış. Bilenler için bu elbette ki hiç sorun yaratmıyor, ancak gençler ve olaylar arasındaki ilişkileri daha net kavramak isteyenler için bu savlar bir de haritalarla desteklenirse çok daha güçlü ve etkili bir aktarım olacağı görüşündeyim. Son olarak (az da olsa) yazım hataları redaksiyonda atlanmış. “Bir durumdan başka bir duruma geçiş, dönüşüm” anlamındaki sözcüğün doğru yazımı “inkılap” şeklindeyken Arapçası “inkılâp” şeklindedir. Benzer şekilde “bağımsızlık” anlamındaki “istiklal” kelimesi yine Arapça versiyonu olan “istiklâl” olarak kullanılmıştır. Hocamız ikinci versiyonları kullanmakta haklı olabilir, ancak redaksiyonun işi bunları öz bir Türkçe ile sadeleştirmek ve yazım kurallarına uygun hâle getirmek olmalıydı. Yine “anavatan” yerine doğru kullanım olan “ana vatan” gibi küçük düzeltmeler de bu kategoriye dâhildir. Bir sonraki basımda belki bu tür ufak sorunlar giderilir ve eklemeler yapılırsa mevcut eser çok daha güçlü bir kaynak kitaba dönüştürülebilir.

Sayın hocama bu vesile ile şükranlarımı sunuyor, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla ve minnetle anıyoruz.

 

Ergun UNUTMAZ, 15.11.2018

 

[1] Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Kronik Kitap, Birinci Basım, Ocak 2018, İstanbul.