Blogs,  Economy

Piyasa Analizleri ve Beklentiler 03

Ekim 2019

ABD ile Çin arasında ilişkilerin gerilimden normalleşmeye dönmesi ve Washington’da gerçekleştirilen 13. tur müzakereleri sonucunda tarafların dar kapsamlı küçük bir ticaret anlaşması imzalaması, piyasalarda oldukça iyi karşılandı. Gerek Çin’den gelen ekonomik yavaşlama sinyalleri gerekse de ABD’nin ihracat rakamlarındaki gerilemeler, tarafları zaten bir noktada anlaşmaya yöneltiyordu. Diğer taraftan Boris Johnson’ın önce İrlanda tarafı ile görüşmeleri, ardından da Avrupa Birliği  ile Birleşik Krallık arasında yeni bir anlaşma konusunda uzlaşmaya varılması piyasalar açısından bu ayın ikinci önemli pozitif gelişmesiydi. 

Ticaret savaşları ve BREXIT gibi iki büyük belirsizlik alanında görülen iyileşmelerin etkisi ile risk algısının zayıfladığı söylenebilir. VIX Endeksi 12,31 değeri ile Ağustos ayından beri en düşük seviyesine geriledi. [1] Bunun anlamı, piyasadaki aktörlerin risklerin gerilediğini düşünerek hisse senedi piyasalarındaki pozisyonlarını arttırmaları şeklinde yorumlanabilir. Hâlihazırda, S&P 500 ve Dow Jones Endekslerinin tarihi zirvelerinde işlem görmesi bunun bir yansımasıdır. Benzer şekilde Avrupa menkul kıymet borsaları da Ekim ayını yukarı yönde, kârlı işlemlerle geride bırakmıştır. Pound ise Eylül ayında 1,1958 ile Amerikan dolarına karşı en son 2017 yılında gördüğü dip noktasından çok sert bir yükselişle 1,3012 seviyesine kadar çıkmıştır.  

Source: www.tradingeconomics.com

Brent Petrol  

2018 yılının son çeyreğinde, talepte görülen yavaşlama eğilimi ekonomilerin büyüme rakamlarına düşüş yönünde yansıdığı gibi sermaye piyasası araçlarında da satış şeklinde etkisini göstermiştir. Brent türü petrolün varil fiyatında Ekim ayı zirve değeri olan 87,00 USD seviyesinden başlayan geri çekilme de aslında talepteki yavaşlamanın önemli bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Nitekim petrol fiyatları yıl sonunda 50,00 USD seviyesi ile eski dip seviyesine geldiğinde gerek FED gerekse de ECB’nin faiz indirimleri ve parasal genişleme konusundaki açıklamaları ile talep  bir miktarda olsa canlandırılmıştır. Bunun petrol fiyatlarındaki etkisi ise önce yükseliş ardından yılın ikinci yarısında tekrar düşüş kanalında hareket olarak görülmüştür. Her ne kadar fiyatlarda Suudi Aramco saldırısı nedeni ile ciddi bir sıçrama yaşanmış olsa da Brent petrolün varil fiyatı Ekim ayı sonunda 60,00 USD seviyesinde olup ekonomilerdeki toparlanma ya da durgunluk beklentilerine göre şekillenecektir. Düşüş bir miktar daha sürebilir, ancak 50,00 USD seviyesinin önemli bir destek olduğunu belirtmekte fayda var.  

Source: www.tradingeconomics.com

Yatırım Araçlarının Getirileri

Ekim ayında seçilmiş yatırım araçlarının yüzdesel olarak getirileri – sol tarafta küresel, sağ tarafta Türkiye piyasaları araçları gösterilmek üzere – şöyle olmuştur: En yüksek kayıp Türk lirası 1 aylık mevduata uygulanan faiz oranlarında, %13,31 düzeyinde bir gerileme ile yaşanmıştır. Bunda Merkez Bankasının 250 baz puanlık, beklentilerin üzerinde bir faiz indirimi gerçekleştirmesinin de etkisi vardır. Bankalar, böylece mevduata ödedikleri faiz oranlarını aşağıya çekmişlerdir. En çok zarar ettiren ikinci yatırım aracı ise %6,26’lık kayıp ile BIST 100 Endeksi olmuştur. Amerikan doları ve avro ayın başında Türk lirasına karşı sert yükselişler gösterse de ay sonunda düşüş göstermiş ve Ekim ayını sırasıyla %2,02 ve %3,01’lik değer artışları ile kapatmışlardır.

Enflasyon değeri ise beklentim doğrultusunda %1,86 olarak alınmış olup veriler açıklandığında güncellenecektir. (04 Kasım tarihinde açıklanan verilere göre TÜFE, Ekim ayında bir önceki aya göre %2,00; bir önceki yılın aynı ayına göre %8,55 artış göstermiştir.)

Diğer taraftan, DAX 30 Endeksi %3,13’lük artış gösterirken Altın fiyatları ons bazında %2,56, Brent türü petrol ise %1,41 yükseliş sergilemiştir. Avro ise Ekim ayı içinde Amerikan dolarına karşı 1,0899 seviyesinden 1,1165 seviyesine kadar yükselerek güç kazanmış, ayı %1,76 değer artışı ile kapatmıştır. 

Kazançlı yatırımlar. 


Ergun UNUTMAZ, 01.11.2019


[1]  Benim geçen ay, VIX Endeksi için ön gördüğüm risk artışı beklentisi, bu anlamda Ekim ayı içinde gerçekleşmemiştir. Ancak bu tahminin, zaten geçen sene yıl sonundaki hareketle paralel şekilde yıl sonuna kadar uzanan bir çizgi olduğunu da bir kez daha hatırlatmak da fayda var.