Economy

Risk Yönetimi 01

Portföy yönetiminin temel kavramları üzerine daha önce kısa yazılar kaleme almıştım. Bunların bağlantılarını sayfanın sonuna ekledim. Olabildiğince sistematik sürdürmeye çalıştığım bu kısa notları yine de sıra farketmeksizin okunabilecek şekilde kurguladım. Bugünkü yazı ise başlıktan da anlaşılacağı üzere aslında kendi başına yazı dizisi olacak kadar geniş, ama konuyu diğerlerinin devamı şeklinde, portföy yönetimi ile sınırlı tutmaya çalışacağım. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, bundan sonraki yazılar için buradaki kavramlar temel oluşturacak, sıra takip edecektir. Bu açıklamayı da yaptığımıza göre vakit kaybetmeden hemen başlayabiliriz. 

Risk nedir?

“Risk kayıpları olabildiğince önceden önlemektir.”

“Risk, fırsattır.”


“En büyük risk, risk almamaktır.”


“Tam bilmiyorum ama o kadar da önemli bir şey değil galiba bu risk, sonuçta her şey olacağına varır.”


Çok sık anlatılan bir hikâyeye göre ise ‘Risk nedir?’ şeklinde sorulmuş bir sınav sorusuna ‘Risk, bu kâğıdı boş geri vermektir.’ şeklinde verilen cevaptaki gibi sayısız örnekleme yapılabilir ve hepsinde de ayrı ayrı doğruluk payı vardır.

Çünkü ne kadar sayısal ve matematiksel yöntemlere dayansa da, risk nihayetinde subjektif karar vericiler tarafından değerlendirildiği için genel geçer bir doğru bulmak çoğu zaman zor olmaktadır. (Hoş, son örneğin cesaret ile aptallık sınırlarında bir eylem olduğu tartışmaya açık olsa da hayat bazen de böyledir. Ödül için ille de kararların mantıklı olması gerekmemektedir.) Yine de ben bu yazıda mantıksal ve genel kabul görmüş ilkelerle devam ederek eğlence yerine sıkıcı bir alana geçme riskini alacağım. 

Risk kelimesi etimolojik olarak Arapça, rizk, “kısmette olan gelir” ifadesinden gelmektedir. 13. yüzyılda ticaret ve denizcilik aracılığı ile İtalyanca’ya risco/rischio kelimesi şeklinde ve “sigortalanan hasar, tehlike, sorunları tartışma” anlamlarını karşılamak üzere geçmiştir. Buradan da Fransızca’ya risque şeklinde devşirilen kelime bugün genel olarak “tehlike” durumunu ifade etmektedir. 

Kavramlarla devam etmek gerekirse, risk algısı ile risk değerlendirmesine değinmekte fayda vardır. Algı kavramı, Akay (2003:40) çalışmasında “herhangi bir nesne, olay, olgu, sözcük, kavram vb. uyarıcının, bireyin beş duyu organının ve sezgilerinin yardımı ile düşünsel yapısında belirlenmesi, anlaşılması, tanınması ve tanımlanması, yorumlanması, açıklanması” olarak geçmektedir.




Tehlike veya kayıp içeren bir durumla ilgili olarak çoğunluğun algısı aynı yönde olabilir. Mesela talepteki bir azalmanın fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı yaratacağı piyasadaki aktörlerin çoğu tarafından fark edilebilir ve bunun üzerinde bir genel uzlaşı olabilir. Ancak bu düşüşün ne kadar derin olacağı ya da toparlanmanın nerede başlayacağı karar vericilerin yetişme tarzı, kültürel birikimi, çevre koşulları, ekonomik beklentileri ve benzeri diğer faktörlere göre farklı değerlendirmelere yol açacaktır. Dolayısı ile aynı veri setini kullanarak aktörlerin bazıları alıma başlarken, bazıları beklemeyi bazıları ise satış yönünde pozisyon almayı tercih edebilecektir. Yani risk değerlendirmesi subjektif niteliği nedeniyle eş etkiye farklı tepkiler verilmesine sebep olmaktadır.

Mesela memur kökenli bir aileden gelen bir yatırımcı ile işletme sahibi, ticari girişimleri olan bir aileden gelen yatırımcının risk algıları aynı olsa da eylemlerini etkileyen risk değerlendirme sonuçları ciddi farklılık gösterebilecektir. İlki daha korumacı ve garantici adımları beklerken ikincisi daha cesaretli ve riskli seçimler yapabilmektedir. Hangisinin doğru olduğu ise zamana, kişisel beklentilere ve duruma göre değişmektedir.

Risk ile karıştırılan diğer bir kavram ise belirsizliktir. Doğru! Risk, belirsizlik durumunu da içeren büyük bir şemsiye gibi düşünülebilir; ancak risk belirsizlikten farklıdır. Bazı riskler matematiksel olarak kesin olarak hesaplanabildiği için duygusal veya aklın yerine başka tercihleri koyan kararlardan ayrılmaktadır. Eğer kesin olarak ne olacağını bilmiyor, ancak olasılıkları hesaplayabiliyorsanız söz konusu olan risktir. Hesabınızı yaparsınız, kayıplara razı olduğunuz noktada eyleme geçersiniz. Eğer olasılıkları da bilmiyorsanız bu durum bir belirsizliktir. Risk değerlendirmesinde bulunurken bu kez bir değer ataması yapar, yine subjektif olarak kabul edeceğiniz kayıp seviyesini belirler, ona göre de eyleme geçersiniz.

Örnek ile daha açık hâle getirmek gerekirse; yazı-tura atma üzerine oynanan bir bahiste kazanç ve kayıp olasılıkları yüzde 50 olarak eşit dağılmaktadır. Dolayısı ile yatırdığınız paranın ne kadarını kaybedeceğinizi ya da bu para ile ne kadarlık bir kazanç sağlayacağınızı baştan bildiğiniz için durum risk kategorisine girmektedir. Ancak hisse senetlerine yatırım yaptığınızda ya da teknik analiz ile şimdiye kadar on kere başarı ile çalışan bir destek noktasından alım yaptığınızda fiyatlar konusunda bir belirsizlik satın almaktasınızdır. Ve bu desteğin çalışacağının maalesef matematiksel bir garantisi yoktur. Bu sizin elinizdeki verilere ve yukarıda saydığım değişkenlere dayanarak yaptığınız bir risk değerlendirmesidir.

Bir sonraki yazıda da beklenti teorisi çerçevesinde temel kavramlardan biraz daha hesaplamaya doğru bir geçiş yaparız. Belki ilerde VaR Modeli ile (Value-at-Risk: Riske Maruz Değer) portföy yönetimindeki uygulamasını da deneyebiliriz.

Kazançlı yatırımlar dilerim.

Ergun UNUTMAZ, 26.04.2020


Portföy Yönetimi Yazı Dizisi

1 – Portföy Yönetiminde Vade
2 – Portföy Çeşitlendirme
3 – Portföy Yönetiminde Sermaye

2 Comments

  • Horace

    Hi! Neat post. There’s an issue along with your website in web explorer, might test this… IE. A large part of people will leave out your fantastic writing because of this problem.

    • admin

      Thanks for your feedback.
      The website is best viewed with Chrome Browser and due to automatic translation such inconveniences may arise.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *