Economy

Starbucks ve Eksi Öz Kaynak

Makroekonomik analizler ve finansal piyasalar üzerine çalışmalar, işimin bir parçası olmaktan çok, keyifle vakit ayırdığım ve yeni şeyler öğrenmek için başkaları ile fikir alış verişi yaptığım da bir alan. Temel analiz ve teknik analiz yöntemlerini kullanarak yürüttüğüm şirket analizleri ise bu konuda insana oldukça fazla olanak sunabiliyor. Bu bağlamda son bilançoda karşılaştığım ilginç bir durum üzerine görüşlerinizi almaktan mutlu olurum.

Yatırım felsefemi etkileyen çok sayıda rol model yanında sayısız başucu kaynağı olunca, birbiri ile çelişen kararlar arasında kalmak ara sıra yaşadığım bir durum olabiliyor. İçinde bulunduğumuz çalkantılı süreç başlamadan önce Starbucks Corporation’ın bazı mali göstergelerini cazip bulmuş, teknik analiz ile de $93,00 civarında olan fiyatın $75,00 seviyesine gelebileceğini öngörerek buradan alım yapmaya karar vermiştim.

Fiyatlar kısa bir sürede bu noktayı görünce de Georg Soros’un  (“Invest first, investigate later”) “Önce yatırım yap, sonra araştırırsın!” ilkesi ile ilk parti alımımı, uzun vadeli bakış açısı ile, yapmakta tereddüt etmedim. Çünkü teknik analiz $63,50 seviyesinin de kuvvetle muhtemel olduğunu işaret etse de ‘oradan da ikinci parti alımımı yaparım’ şeklinde bir yaklaşımım vardı.

Nihayet dün itibarıyla Starbucks’a ait son bilançonun incelemesini tamamladım ve analizlerimde ilk defa gördüğüm bir durum çıktı karşıma. Grafikleri yorumlayacaktım ki şirketin öz kaynaklarının eksi bir değer olarak geldiğini gördüm. İlk başta excel tablolarımda bir hata olabileceğini düşünerek formülleri ve ham veriyi kontrol ettim. Gerçekten eksi bir değer olması dışında bir sorun yoktu! Ardından Sermaye Piyasaları Kurumuna iletilen bilançoya baktım ve öz kaynakların negatif olarak sunulduğunu gördüm. 

Konuya hâkim olmayanlar için kısaca ifade etmek gerekirse; Öz Kaynaklar, Bilançonun pasifinde yer alan ve şirketin sahip olduğu Varlıkların nasıl finanse edildiğini gösteren iki kalemden birisi olup içsel, ortakların sağladığı sermayeyi gösterir. Finansmanın ikinci kalemi ise Yabancı Kaynaklar olup bu da kendi içinde Kısa Vadeli ve Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar olarak iki alt bölüme ayrılır.

Dolayısı ile Toplam Varlıklardan, Yabancı Kaynak Toplamını düşerek ulaşacağımız Öz Kaynakların eksi çıkması teorik olarak mümkün bir durumdur ve hisse senedini alarak şirketin net borcuna ortak olduğunuz anlamına gelir! Dolayısı ile bir kırmızı bayraktır. Çünkü ortak olmak istediğiniz bir şirketin en azından öz kaynakları ile tüm borçlarını ödeyebilmesini beklersiniz. 

Negatif öz kaynak değerinin arkasında yatan temel sebepler şunlardır:


Geçmiş dönem zararları ve dönem net zararının getirdiği yükler,
Kâr yedeklerinin erimesine sebep olan ya da öz kaynakları aşan yüksek oranlı temettü ödemeleri,
Geçmiş yıllar zararlarının karşılamak için alınan dış borçlar,
Amortisman ve yeniden değerleme hareketleri

İlk üç ihtimali bilanço üzerinden takip ederek gönül rahatlığı ile eledim. Çünkü şirket kâr ettiği gibi şirketin için boşaltacak bir temettü ödemesi de bilançolarda yer almıyordu. Dış borçların ne kadar yükseldiğini ise aşağıdaki grafikte görebilirsiniz. Sorumun cevabına ancak bilançonun dip notlarında ulaşabildim. Yapılan açıklamada muhasebe standartlarında kiralama yöntemine ilişkin gerçekleştirilen bir değişikliğin öz kaynaklarda açığa neden olduğu yazılı. Bu ise şimdiye kadar sınırlı bir bilgiye sahip olduğum bir alan. Leasing şeklinde de geçen işlemler, franchising şeklinde çalışan şirketler üzerine bilgisi olanların geri dönüşlerinden memnun olurum. Sanırım Türkiye’de de kiralama ve yeniden değerleme üzerine yakın zamanda benzer bir imkân tanınmıştı, ama bilançolarda ben böylesi bozucu bir etki ile karşılaşmadım. Bu nedenle de sanırım bir sonraki yazımda uzun vadenin ne kadar uzun olacağı üzerine tartışacağım.

Kazançlı yatırımlar dilerim.

Ergun UNUTMAZ, 07.03.2020


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *