Economy

Temettü Sistemi Üzerine

Temettü kelimesi Arapça “tamattu” kelimesinden gelmekte olup “tadını çıkarma, yararlanma, fayda elde etme” anlamlarına gelmektedir [1]. Diğer bir etimoloji sözlüğünde ise kelimenin esasen “bir şeyin kullanım hakkından yararlanma” anlamını içerdiği belirtilmektedir [2].

Bu yazıda ben temettü kavramı yerine kâr payı dağıtımı ifadesini kullanarak; halka açık şirketlerin, hisse senetleri sahiplerine, dönem sonunda elde ettikleri kârın belirli bir miktarının dağıtması kapsamında ele alacağım [3]. Yaşanan son gelişmelerle birlikte temettü dağıtımına sınır getirilmesini ve temettü sistemi günümüzde temettü emekliği bağlamında da kullanıldığı için mevcut sistemin sorunları üzerine kendi düşüncelerimi bu vesile ile aktarmaya çalışacağım.

Ama önce kâr payı dağıtımının tarihsel köklerine hızlı bir bakış atalım: 

“… kâr dağıtımının tarihini modern anlamda şirketlerin ortaya çıkış tarihi olan 16. yüzyıl başlarına kadar gitmektedir. O tarihlerde İngiltere ve Hollanda’da gemi kaptanlarının çıkacakları ticari seferler için yatırımcılardan para toplamaya başlaması, çok ortaklı şirketlerin nüvesini oluşturur. Sefer sonunda elde edilen kazanç, bu sefere yatırım yapan yatırımcılar arasında paylaştırılmakta, seferin sona ermesiyle birlikte ortaklıklar da sona ermekteydi. Bununla birlikte, seferlerin sonunda elde edilen bütün kazancın dağıtılması ve yeni sefer için yeniden yatırım yapılması maliyetliydi. Seferlerden elde edilen kazançların düzenli hâle gelmesi, giderek kaptanlara olan güveni artırmış ve yapılan iş birliğinin sürekli olmasının önünü açmıştır. Böylelikle şirketleşme başlamış ve yatırımcılar belirli bir hisse ile bu şirketlere ortak olmuşlardır. Sözleşmeye dayalı şirketlerin (chartered company) oluşması ile birlikte şirketlerin dağıtacağı temettüler elde edecekleri kârlar ile sınırlandırılmaya başlanmıştır. [4]”

Nasıl hisse senedi sahipliği, bir şirkete sahip olunan pay oranında o şirkete ortaklık hakkı içeriyorsa, dönem sonunda elde edilen kârdan pay alma hakkı da şirketlere insanların sermaye getirmesini sağlamaktadır. Bu da ekonominin büyümesi ve tasarrufların yatırımlara dönüşmesi için son derece önemlidir. 

Bu noktada hisse senetlerinin fiyatlarındaki dalgalanmaların yukarı yönde gelişmesi hâlinde oluşacak anapara artışına da ilave bir parantez açmakta fayda var. Hisse senetleri satılarak paraya çevrilmedikçe bu değer artışı fiziki bir anlam ifade etmese de temettü ödemesi sonrasında satış işlemi gerçekleştirilirse, yatırımcı kâr payına ilave olarak bir de fiyat artışı kaynaklı ikinci bir kâr kalemi elde edecektir. Aksi durumda fiyatlar düşmüş ve anapara azalmış olsa da satış işlemi yapılmazsa sadece kâr payı dağıtımından gelen tutar gelir olarak kaydedilecektir. Uzun vadede de yatırımcı, hisse senetlerinin alternatif yatırım araçlarına göre daha iyi performans sergilemesine güvenerek fiyatların tekrar yukarı çıkacağı beklemektedir. 

Zaten temettü emekliliği denilen akım da en basit hâliyle; düzenli büyüme ve kâr payı dağıtımı gerçekleştiren halka açık şirketlerin hisse senetlerinin uzun vadeli olarak elde tutulması suretiyle, fiyat hareketlerinden bağımsız olarak düzenli bir gelir sağlamaya yönelik finansal çabaları ifade etmektedir. Dolayısı ile ilk amaç finansal özgürlük yolunda düzenli bir gelir kaynağı yaratmaktır.


Nasıl bir ev aldığınızda kira gelirleri ile 20 yıl gibi bir sürede ev için yatırmış olduğunuz anaparayı çıkarıyorsanız, temettü ödemeleri ile de ilk yatırdığınız sermayeyi kazanmak amaçlardan bir diğeridir. Geçmiş performanslara bakıldığında bu sürenin 20 yılın yarısına ve hatta iyi bir konjonktürde daha azına indiği bile görülebilir. Ancak şirkete yatırılan sermaye bir ortaklık olup risk unsurları da içermekte, zarar edilen dönemlerde kâr payı alamama durumları ile karşılaşma olasılıkları da taşımaktadır. 

(Akışı dağıtma pahasına bir şeyin altını çizmek yerinde olacaktır. Ben insanların iyiliğine inandığım için tek gelir kaynağı, sahip olduğu bir evden elde ettiği kira geliri olsa da kiracısını zorda bırakmamak için uç durumlarda insanların zaten gerekli kolaylığı sağlayacağına güvenirim. Kâr payı ödemesi de eğer bir kişinin tek düzenli geliri ise şirketler gelecek dönem zarar edeceği için t+1 döneminde zorda kalacak olan kişilerin bugünkü kâr payı alma hakkına sınır konulması bazı kişileri zorda bırakabilir. Çünkü geçmiş bir yıl boyunca hisse senedini satmadan elinde tutan, bir şirkete kâr etme fırsatı için katkı sağlayan bireyler elde edilen bu kârdan tam olarak faydalanamamaktadır.)

Konunun diğer bir boyutunda kâr payı dağıtımının bireyler kadar devletlere de katkısı olmaktadır. Hem şirketin dağıtım yaptığı şirketlerden hem de bireylerin gelir artışı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden dolayı kâr payı ödemesi yapılması devletler için de arzu edilen bir unsur olmalıdır. 

Bununla birlikte yaşanan Covid-19 gibi uç kaos durumlarında, ekonomik krizlerde ve nakit tutmanın önemli olduğu koşullarda kâr payı dağıtımının sadece belirli bir oran ile sınırlandırılmasını kısa vade tedbiri olarak anlasam da uzun vade için kötü bir tercih olduğu düşüncesindeyim. Ancak bunda sistemin de sorunu olduğunu belirtmem gerekir.

Çünkü mevcut sistemde kâr payı alabilmek için, şirketin genel kurul sonrası açıklamış olduğu tarihten bir gün önce hisse senetlerini satın almak, ödemeye hak kazanmak için yeterli olmaktadır. Ödeme gününde de dağıtılan kâr payına göre hisse fiyatındaki aşağı yönlü ayarlama ile sıfır toplamlı bir oyun durumu yaşanmaktadır. Oysa buna ilaveten, (kupon ödemeli tahvil sistemindekine benzer bir yapı ile) şirketin hisse senetlerini bir dönem elinde tutan kişilere yapılacak kâr payı dağıtımının hem işin köklerine inerek işin özüne dönüşünü gerçekleştireceğine, hem ekonomide tasarrufları yatırıma dönüştürmek, hem de bireylere temettü emekliliği şansı yaratacağı için daha faydalı olacağına inanıyorum. Kaldı ki şirketlerin böylesi bir sermaye girişi ile borçlanma ihtiyaçlarının azalması fon taleplerini azaltabileceği gibi devletlerin vergi gelirlerinde artış yanında daha düşük faiz ile borçlanmasına da imkân tanıyacağı kanaatindeyim.

Saygılarımla,

Ergun UNUTMAZ, 08.04.2020


[1] Etimoloji Türkçe
[2] Nişanyan Sözlük
[3] Türkiye’de kâr payı ve temettü kavramları arasındaki fark ise 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda ve Seri: IV, No:27 sayılı Tebliği yürürlükten kaldıran 23.1.2014 Tarih ve 28891 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan II-19.1 sayılı Kâr Payı Tebliğinde ortadan kaldırılmıştır.
[4] Kâr dağıtım kararının belirleyicileri: Borsa İstanbul şirketleri üzeri̇ne di̇nami̇k panel veri̇ anali̇zi̇ – Faruk BOSTANCI, Doktora Tezi, 2017.

4 Comments

  • Nazmi Karyağdı

    Ergun Bey, bilgilendirici yazınız için çok teşekkürler. Kâr dağıtımında kısıtlamanın sınırlı bir süre için alınmış olması ortaya çıkabilecek olumsuz tesirlerin asgari düzeyde olmasına yol açacağı kanısıdındayım.
    Ayrıca yazınızın başında ifade ettiğiniz denizcilik sektörüne ait uygulama TTK’de hâlâ Donatma İştiraki başlığı altında yer alıyor. Kâr dağıtımında da benzeri bir yapı devam ediyor.

    Güzel yazı için tekrar teşekkür ediyorum.

    • admin

      Sağ olun Nazmi Bey,

      TTK’deki uygulamasını bilmiyordum, ben de sayenizde bilgi edindim.
      Likit yönetimi açısından ve tedbirli davranmak adına bence de yerinde oldu. Ancak diğer taraftan bankacılık kanalı ile kredi sağlanması yanında günümüzde doğrudan tüketicilere yapılacak yardımlar kapsamında da farklı bir yol düşünülebilir.

  • Hilmi Güvenal

    Elinize sağlık.
    2 noktada ayrı düştüğümü paylaşmak isterim.

    1. Bunun uzun vadeli bir tedbir olduğunu düşünmüyorum. Dolayısı ile uzun vadeli yansımaları olacakmış gibi varsaymazdım.
    2. Dağıtımdan 1 gün önce hisse almanın bir şey fark ettirdiğini düşünmüyorum zaten fiyata yansımış oluyor. Alan bir şey kazanmış olmuyor. Bir gün önce satan da hisse satış geliri içinde almış ve vergisini de kaçınmış oluyor.

    P.S. Bunu küçük ortaklarına bu dönem kar dağıtmak istemeyen şirketlerin ricasıyla çıkmış bir tedbir olduğunu duydum. Yazılı temettü politikalarını aşma işini devlete yaptırdılar.

    • admin

      Teşekkür ederim Hilmi Bey.

      Ben bu tedbir kararının da ötesinde düşünerek aslında bu durumu bir fırsata çevirme potansiyeli üzerine yazdım. Temettü sisteminin kupon ödemeli tahvildeki gibi bir yapı ile geliştirilebileceğine ve bunun hem ülke ekonomisi, hem şirketler, hem de yatırımcılar için yararlı olacağına inanıyorum.

      İkinci bölüm için de haklısınız. Temettü gününde hisse alanlar için, fiyat düzeltmesinden dolayı, bu aslında sıfır toplamlı bir oyun gibi oluyor. O yüzden de sistem geliştirilmeli zaten.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *