TR: Ekonomi Güncel

Faiz Getirisi Hesabı

Finansal piyasalarda ne zaman krizler yaşansa, “kur ne olur, faiz yükselir mi, şimdi yatırım için uygun zaman mı” gibi sorular hemen herkesin fikir belirttiği bir alan hâline dönüşüyor. Böyle olunca da bilgi eksikliği, yanlış anlaşılmalar ve hatalı aktarımlar yanında ezbere dayalı hesaplar nedeniyle doğrulardan uzaklaşılıyor. Finans gibi derin bir alan, yüzeysel değerlendirilince de kazanç gibi görünen yatırımların aslında reel anlamda zararla sonuçlanabildiği ortaya çıkıyor. İşte hem bu tür sorunlara sayısal örneklerle netlik kazandırmak için, hem de son dönemde yaşanmakta olan döviz kuru oynaklığı ve stopaj oranlarında yapılan değişiklik kapsamında [1], vadeli mevduata yatırılan Türk lirası ve avro finans kapitalin getirilerine ilişkin açıklayıcı ve karşılaştırmalı bir yazı hazırlama gereği duydum. Özet olarak bu yazıda dört tema bulacaksınız:

    1.  Vadeli mevduatta getiri hesabı,
    1.  Şube ve İnternet Şubesi faiz oranları farkı,
    1.  Stopaj oranlarındaki değişiklik ve etkileri,
  1.  2016 ile 2018 yılları arasında TRY ve EUR mevduatların reel getirileri; başka bir deyişle Türk lirasında son iki yılda yaşanan değer kaybının getirilere etkisi.

Varsayalım ki yatırım yapmak için kenara ayırdığınız 10.000 avro tutarında bir finans kapitaliniz var ve bunu bir yıl vade ile değerlendirmek için Türk lirası (TRY) ve avro (EUR) mevduat ürünlerini seçtiniz; oluşturulan sepeti de eşit oranda paylaştırdınız diyelim. Ardından da 5.000 avronun ve bu tutarın XETRA[2] üzerindeki kur ile (1 EUR = 7,5630 TRY) karşılığı olan 37.815 liranın ayrı ayrı 1 yıl vadeli getirisini hesaplayalım:

Türk lirası için yüzde 21 yıllık faiz oranının dönem sonundaki getirisi 7.941,15 TRY olmuş ve bu tutardan yüzde 12’lik stopaj tutarı olan 952,94 TRY düşüldüğünde net faiz getirisi 6.988,21 TRY olarak bulunmuştur.

Ancak net nominal faiz ve beklenen enflasyon oranları dikkate alınarak hesaplanan reel faiz göz önüne alındığında aslında finans kapitalde kazanç değil; 6,38 TRY’lik bir erime olduğu görünmektedir. Enflasyondaki artış yerel paranın satın alma gücünü düşürdüğü için anapara artı faiz getirisi ile dönem başındakine göre artık on binde 2 daha az tutarda mal ve hizmet alınabilmektedir.

5.000 avro için ise durum daha kötüdür. Faiz oranının düşük, kesilen verginin yüksek ve son olarak da Euro bölgesinde beklenen enflasyonun yüksek seyretmesinden dolayı nominal olarak 48,30 avro kazanç sağlanmış gibi görünse de reel getirinin ve paranın satın alma gücünün negatif bir sonuç ortaya çıkardığı gürülmektedir. Demek ki negatif faiz durumunda finans kapitali değerlendirmek için alternatif araçlara yönelmek bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Vadeli mevduat getirisini bu tür formüllerle uğraşmadan, birçok bankanın kendi web sitelerinde sunduğu hesap makineleri ile de hesaplayabilirsiniz. Yeri gelmişken bu noktada bir konuya daha açıklık getirmekte fayda var. Faiz oranı seçiminde karşınıza şube ve internet şube oranları olmak üzere iki seçenek gelecektir. Fiziki olarak banka şubelerinden yapılan işlemlerde, şube maliyetleri devreye girdiği için faiz oranı ve dolayısı ile dönem sonu getiri hatırı sayılır oranda daha düşük olmaktadır. Dolayısı ile bankacılık işlemlerini elektronik altyapısına da güvendiğiniz kurumlarla yürütmenizi tavsiye ederim.

Stopaj Oranı Değişikliği

Stopaj oranlarındaki değişiklik konusuna gelirsek, bunun son dönemde yaşanan ve Türkiye’den döviz çıkışını engellemek için gerçekleştirilen bir müdahale olduğunu görebiliriz. Yüksek miktardaki dış borç stoku ve cari açık ile bunun finansmanı konusundaki endişeler; Başkanlık sistemi sonrasında para politikasına aktif yön verileceği demeçleri ile Merkez Bankası bağımsızlığına yönelik endişeler ve nihayetinde enflasyon oranının son 15 yılın zirvesine tırmanması Türk lirasından kaçışa sebep olmuştur. Amerikan Merkez Bankasının da doları cazip hâle getiren politikaları, küresel sermaye hareketlerinin etkisi ve siyasal gerginlikler de bu sürece eklenince Türk lirası yabancı para birimlerine karşı önemli oranda değer yitirmiştir. 31 Ağustos 2018 tarihli ve 30521 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren stopaj oranı düzenlemesi de bu bağlamda yabancı para ile vadeli mevduata yapılan yatırımları daha yüksek bir vergi oranı ile caydırıcı hâle getirirken, Türk lirası vadeli mevduata yapılan yatırımları daha düşük vergi oranı ile teşvik etmeyi hedeflemektedir. Yabancı paradan ulusal paraya dönüş dolaylı faiz artışı etkisi ile sağlanmaya çalışılmaktadır.

Aşağıda sırasıyla 100.000 Türk lirası ve 10.000 avro için 1 yıl vadeli mevduata yapılan yatırımlar değişen stopaj oranları ile karşılaştırılmıştır. Ulusal para ile bir yıl vadeli mevduata yapılan yatırımlarda yüzde 12’den yüzde 3’e indirilen stopaj oranı, net nominal faiz getirisini ve net nominal faiz oranını etkileyerek beklenen enflasyonun üzerinde bir getiriyi, dolayısı ile portföylere kâr olarak yansıyacak yatırımları, mümkün kılmıştır. Diğer taraftan avro yatırımlardaki yüzde 1’lik artış ise zaten reel olarak zarar yazan yatırımları daha da kötüye götürmüştür. 

Döviz Kurunun Yatırımlara Etkisi

Bu incelemeyi bitirirken son bir noktaya daha dikkat çekmek gerekmektedir: Türk lirasında son iki yılda yaşanan değer kaybı acaba Türk lirası ve yabancı para cinsinden yatırımları nasıl ve ne yönde etkilemiştir? Aşağıdaki grafik 2 Eylül 2016 ile 03 Eylül 2018 arası dönemde Türk lirasının avro karşısındaki değerini göstermektedir. Döviz kuru söz konusu dönemde 3,30 seviyesinden yüzde 132,72 artışla 7,68 seviyesine çıkmış; başka bir deyişle Türk lirası yüzde 60’a yakın değer kaybetmiştir.

Sayısal bir örnekle durumu açıklamak gerekirse:

2 Eylül tarihinde 30.000 avrosunu (30.000 EUR x 3,30 = 99.000 TRY) Türkiye’ye getirip yıllık %14,15 faiz oranı üzerinden 1 yıl vadeli mevduata yatıran yatırımcı, dönem sonu olan 2 Eylül 2017 tarihinde (99.000 x 14,15 / 100) 14.008,50 TRY nominal faiz getirisi elde etmiştir. Bu tutara uygulanan %12’lik stopaj ile (14.008,50 x 12 / 100) 1.681,02 liralık gelir vergisi kaynakta kesilmiş Net Nominal Faiz Getirisi olan (14.008,50 – 1.681,02) 12.327,48 TRY yatırımcının hesabına aktarılmıştır.

Yatırımcının bu tutarı ana paraya ekleyerek (99.000,00 + 12.327,48) 111.327,48 TRY’yi yeni faiz oranı olan %14,50 ile yine 1 yıl vadeli mevduata yatırdığını ve dönem sonunda 14.205,39 liralık Net Nominal Faiz Getirisi elde ettiğini varsayalım. Böylece dönem sonunda yatırımcımızın finans kapitali (12.327,48 + 14.205,39) 26.532,87 liralık faiz getirisi ile (99.000,00 + 26.532,87) 125.532,87 TRY değerine ulaşmıştır.

İki yılda %25 artış ile 26.500 liralık net getiri kulağa çok hoş geliyor. Ancak atlanan bir nokta var! Şimdi yatırımcımızın 30.000 avro ile elde ettiği bu getiriyle birlikte ana parasını 2 Eylül 2018 tarihindeki kur üzerinden (1 EUR = 7,68 TRY) avroya çevirip ülkesine götürmek istediğini varsayalım:  125.532,87 TRY / 7,68 = 16.345,43 EUR yatırımcının eline geçecek olan tutardır. Yani yatırımcı 25.000 lira para kazandığını düşünürken aslında 30.000 avrosu 16.345 avroya düşmüş, başka bir deyişle iki yılda parasının %40ı olan (30.000 – 16.345) 13.655 avroyu kaybetmiştir.

Bu noktada geleceğe yönelik bir yatırım tavsiyesinde bulunmuyorum, ancak geçmişte yapılan yatırımların muhasebesini yaparak ve değişen koşulları takip ederek en uygun kararlara ulaşmanızı temenni ediyorum.

Ergun UNUTMAZ, 03.09.2018

[1] Karar, 31 Ağustos 2018 tarihli ve 30521 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanmıştır.

[2] http://www.boerse-frankfurt.de/devisen/euro-tuerkische_lira-kurs

[3] Bu tür hesaplamaları yürütebilmek ve faiz konusundaki kavram kargaşasını aşabilmek için Sayın Mahfi Eğilmez’in akıcı ve anlaşılır yazılarını okumanızı tavsiye ederim. “Güncellenmiş Faiz Dersi”, “Faiz Deyince” ve “Kur, Faiz, Enflasyon Üçlüsü” ilk aklıma gelenler.