Agenda,  Book Reviews,  Economy,  Various

The World Ahead 2024

The Economist


Uzun bir süredir takip ettiğim ve son dört senedir blog yazılarımda yorumlarımı paylaştığım The Economist dergisinin özel sayısı The World Ahead 2024, çevirim içi olarak 6 Kasım tarihinde okuyucularla buluştu. The Economist dergisinin yardımcı editörü ve bu özel sayının editörü olan Tom Standage‘ın “Önümüzdeki yıl için izlenecek 10 eğilim” başlıklı yazısını ve 16 Kasım tarihinde gerçekleştirilen yine abonelere özel toplantıdan notlarımı bu yazıda Türkçe olarak aktaracağım. 2024 yılına ilişkin beklentilere yönelik notlarım üç bölümden oluşmaktadır:

1) İçindekiler
2) Genel değerlendirmem ve kapaktaki semboller üzerinden yorumlarım
3) Dikkat çeken başlıklar ve önemli olduğunu düşündüğüm gelişmeler



Yeni sayının tanıtımına geçmeden önce geçmiş sayının performans değerlendirmesini  yapmak için ilgili bağlantıları kullanabilirsiniz:

The World in 2020
The World in 2021
The World Ahead 2022
The World Ahead 2023


1 – İçindekiler


Öncelikle The Economist dergisinin bu özel sayısı hakkında sadece kapak resmi ile yapılan yorumların ve zengin içerikli makaleleri okumadan yapılan analizlerin kahve falından daha sağlıklı olmadığını belirterek başlamak isterim. İki makale incelemeden hatta yabancı dil bilgisine dahi gerek duymadan resme bakarak yatırım kararı alınması akıl tutulması dışında başka bir şey değildir. Lütfen bu tür içi boş yorumlarla zor kazanılan birikimlerinizi riske atmayınız.

Diğer taraftan, The Economist yayın grubunun ne kadar güçlü bir veri tabanı olsa ve yazıları istatiksel analizlere, deneyimli kalemlerin uzun araştırmalarına dayansa da sonuçta burada yer alan yorumların da sadece birer tahmin olduğunu akılda tutarak içerikteki bilgileri ona göre değerlendirmek gerektiğini vurgulamak isterim. Bir ara çalışmalarına katıldığım süper öngörü modellerinin oldukça etkileyici olduğunu ve kalabalıkların bilgeliği şeklinde işleyen veri analiz yöntemlerinin çok sayıda ve çeşitli alanlara yönelik ve başarılı sonuçlar üretebildiğini de dikkate almakta fayda var tabi.

Son olarak bunun bir çeviri ve özet çalışma değil, benim kendi yorumlarımı da içeren bir yazı olduğunu, sizlerin yatırım ve alım satım kararlarınız için bir dayanak teşkil etmemesi gerektiğini de belirtmek isterim. Bu vesile ile keyfili okumalar ve şimdiden iyi bir 2024 yılı dilerim. 🙏🏻🙋🏻‍♂️



Editör Tom Standage konuşmasına; geçen sene neleri iyi neleri kötü tahmin ettikleriyle başladı ve kimlerin bu çalışmalarda yer aldığına değindi. Geleceğe yönelik tahminlerin güvenilirliği için esasen bu tür geri bildirimleri çok faydalı buluyorum. Eğilimlere geçmeden önce vurgulanan bir konuysa gerçekten üzerinde düşünmeye değer. “Dünya, inanılmaz bir hızda değişiyor.” Bütünsel salgından sıcak savaşa, yapay zeka kullanımındaki gelişmeden enerji kaynaklarındaki dönüşüm çalışmalarına çok fazla unsur baş döndürücü gündem maddelerinden sadece birkaçı. Bu nedenle öne çıkan konuları tek tek inceleyerek ileriye yönelik kararlarımızı oluştururken ilave verileri de dikkate almak gerekir. Buyrun Standage’in aktardığı 10 başlığa geçelim:


1 – Seçimler: Dünyanın dört bir yanında, şimdiye kadarki en yüksek katılımcıyla demokrasi testi gerçekleşecek. 2024 yılında 70’ten fazla seçim var ve 4,2 milyar insanın yaşadığı coğrafyada 2 milyara yakın sayıda kişi oy kullanacak. Dünya nüfusunun yarısından fazlasından bahsediyoruz. Tabi demokrasi kavramını sadece oy kullanmaya indirgemek hatalı bir yaklaşım olur.


2 –  Amerika’nın küresel tercihi: Donald Trump için karar hem seçmenler hem de mahkemeler tarafından verilecek. Trump’ın kazanma şansı yüzde 33 olarak görünse de ikinci bir başkanlık dönemi dünya dengelerini ciddi anlamda etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Vladimir Putin’in kaderi de bu anlamda Rusya’daki seçimlerden ziyade Amerikan seçmenlerine bağlı.


Her ne kadar adaylar henüz kesinleşmemiş olsa da Demokratlar açısından normal şartlar altında sorunsuz bir süreçle Biden’ın tekrar aday gösterilmesi bekleniyor. Ancak Cumhuriyetçi kesimde Mart ayına kadar beklenerek devamında bir netlik oluşacak gibi. Bunda hem mahkeme süreci hem de eyaletlerdeki gelişmeler etkili olacak.


3 – Hızlan biraz Avrupa: Putin, içerdeki ve ABD’deki seçimleri düşünürken Avrupa’nın da Ukrayna konusunda vites arttırması gerekiyor. Amerika’dan gelecek askeri ve ekonomik yardıma bel bağlamaktansa AB üyelik süreci için bir yol haritası gerekiyor. Trump’ın seçilmesi, uzun süren savaşın yıpratıcı etkisi ve dünyanın diğer bölgelerindeki gerilimler mevcut durumda Putin’in lehine işliyor. Aralık 2023 zirvesi ve mesajlar önemli. 



4 – Orta Doğu buhranı: Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırı ve sonrasında İsrail’in Gaza’da yaptıkları bölgeyi altüst etmiştir. Filistin halkının içinde bulunduğu zor durum görmezden gelinmeye devam mı edecektir yoksa bir barış tesis edilebilir mi? Barış ortamının kalıcı olması için neler yapılması gerekir ve taraflar karşılıklı uzlaşmaya hazırlar mı? Bölgesel bir savaş tehdidi bulunuyor mu? Sorular çok, cevaplar yetersiz.

5 – Çok kutuplu düzensizlik: Yükselmekte olan Çin ile mücadele için yönünü Asya’ya çeviren ABD’nin planları önce Ukrayna sonra da Gaza’da yaşanan gelişmelerle aksadı. Donmuş ihtilaflar, bölgesel çatışmalar artarken soğuk savaş politikası da ısınarak değişmektedir. ABD’nin tek kutuplu dönemi sona gelmiştir, ancak çok kutuplu düzenin oluşması zaman alacaktır. Liberal, piyasa ekonomisi ve kurallara dayanan küreselleşme aksamaktadır.


6 – İkinci bir soğuk savaş: Çin’in ekonomik büyümesindeki yavaşlama, Tayvan’da yükselen gerilim ve ABD’nin ileri teknolojilere yönelik Çin’e uyguladığı sınırlamalar “yeni soğuk savaş” söylemlerini güçlendiriyor. Ancak batılı şirketlerin, tedarik zincirlerinde Çin’e olan bağımlılığını azaltmak bunu söylemekten çok daha zordur. Her iki kampın da “orta seviyedeki” güçleri kendi yanlarına çekmeye çalışma mücadelesi ise sürpriz olmayacaktır.




7 – Yeni enerji coğrafyası: Temiz enerji dönüşümü yeni yeşil süper güçler oluştururken enerji kaynakları haritası da yeniden çizilmektedir. Petrol, gaz ve bunları sağlayan bölgelerin önemi azalırken lityum, bakır ve nikel çok daha fazla önem arz etmektedir. Yeşil kaynaklara yönelik rekabet jeopolitik ve jeoekonomik anlayışı şekillendirmekte, dengeleri değiştirebilecek sonuçlar üretebilmektedir.



8 – Ekonomik belirsizlik: Batı ekonomisi 2023 yılında beklenenden iyi bir performans sergilemiş olsa da henüz tehlike geçmiş değil. “Daha uzun bir süre yüksek oranlar” şeklinde geçerlilik kazanan düşünce şirketler ve tüketiciler için sancılı bir süreç demek. Resesyon ve deflasyonsa korkulu bir rüya. Acaba yumuşak iniş başarılacak mı yoksa bu korkulu rüyayı görmektense yeni bir sloganla faiz indirimleri mi başlayacak?


9 – Yapay zeka gerçek oluyor: İş dünyası YZ kullanımını yüksek oranda benimsiyor, düzenleyici kurumlar yakından ilgileniyor ve teknoloji de bu sırada baş döndürücü bir hızda gelişiyor. 2024 yılında bunların her birinde tartışmalar sürecektir. YZ hangi sektörlerde işimizi elimizden alacak, hangi sektörlerde yeni kapılar açacak önemli.




10 – Dünyayı birleştirmek: “Paris 2024” olimpiyatlar vesilesiyle tüm dünya ülkelerinin bir araya geleceği bir platform olacak ancak siyasi gerilimlerin ve çıkar hesaplarının gölgesinde geçeceği de kuşkusuz. Macron’un hükümran bir Avrupa söylemi belki de yeniden canlandırılacak. Dört yılda bir düzenlenen geleneksel oyunlar için 26 Temmuz – 11 Ağustos tarihleri şimdiden not edilebilir.  




2 – Kapak Analiz



Geçen sene siyah zemin üzerinde çeşitli temaların ele alındığı kapak resminde fon rengi beyaza dönse de asıl önemli unsurlarda bir değişiklik yok denilebilir. Elbette detayları birazdan yakından inceleyeceğiz ama ABD – Çin gerilimi, Rusya – Ukrayna savaşı ve Tayvan – İtalya 2023 tahminlerinin öne çıkan bileşenleriydi.

Başta enerji, teknoloji ve savunma sektörlerinin görsellerle vurgulandığı kapakta Tayvan’da bir kriz yerine Orta Doğu’da patlak veren savaş sürpriz oldu diyebiliriz. 2024 yılında hem geçmişten gelen jeopolitik sorunlar hem de geçen sene vurgulan alanlar bence birlikte ele alınarak değerlendirilmeli.


2024 yılı için hazırlanmış kapak tasarımına gelirsek;

Aslında yukarıda belirttiğim 10 başlık kapakta yer aldığı gibi bunlara ilave bazı detaylar da var. Hem yukarıdaki başlıkları hem de bu detayları yazının ilerleyen satırlarında biraz daha geniş bir çerçeveden ele alacağım. Hızlı bir bakışla, 2024’te dünyanın merkezinde seçimler yer alıyor diyebiliriz. Ancak televizyon ve sosyal medya yorumlarındaki gibi bu sadece ABD seçimleri şeklinde anlaşılmamalı. 2 milyar kişinin oy kullanacağı küresel bir seçim yılında her şey olabilir.

Odak noktamızı biraz yukarı kaydırdığımızdaysa Rusya – Ukrayna savaşında zamanın daraldığına işaret ediliyor. ABD seçimlerinde Trump‘ın mahkeme sürecini atlatarak aday gösterilmesi ve galip çıkması durumunda Putin’in avantajlı bir konuma geçeceğini düşünüyorum. Ancak diğer tarafta Trump karşısında Joe Biden değil de Kamala Harris de bulunabilir ve seçimleri Demokratlar kazanırsa Zelensky bu kez Avrupa’nın da üyelik desteğiyle konumunu güçlendirebilir. Resimdeki at kuyruklu kadın silüeti, her şeyi Amerika odaklı okuyan popüler düşüncenin aksine, Meksika seçimlerinde başkanlık yarışında olan iki kadın adaydan galibiyete yakın olan Claudia Sheinbaum olarak görmek gerekir. Tekrar kutularla devam edersek, siyah fonda yer alan, zeytin dalı taşıyan güvercinle sembolize edilen barış mı yoksa hemen karşısındaki bombalarla ifade edilen savaş mı üstün gelecek sorusunun yanıtı az önce belirttiğim değişkenlere yüksek oranda bağlı. Uydu, roket, nükleer silah ve soru işaretleriyle gösterilen beklenmedik olaylarsa tüm akışı değiştirebilir.

Resmi üst, orta ve alt gruplara ayıran daireler için güneş tutulması ve tüm düzeni değiştirebilecek, gündüzü gece yapabilecek gelişmeler ürkütücü tabi, ancak bütünsel salgınla yerinden oynayan temellerin ve değişimin kaçınılmaz olduğu da iki üç yıldır şahit olduğumuz bir gerçeklik. Dolayısıyla bunu küreselleşme bitti, ABD çöktü, dolar artık rezerv para olamaz gibi bence şu aşamada anlamsız görünen yerlere çekmenin de bir mantığı yok. 8 Nisan 2024 tarihinde gerçekleşecek olan tam güneş tutulmasını seçimlerle birlikte düşünebiliriz belki ama bunu akıl tutulmasıyla yorumlamamakta fayda var.

The World Ahead 2024


Üst kısmı incelediğimize göre tekrar orta bölümden devam edelim. Seçim sandığının sağ tarafında düşüş gösteren iki çizgi grafikle finansal dünyaya bir mesaj yer alıyor. Bunları sadece tablonun köşelerindeki sterlin, avro, dolar ve yen üzerinden yorumlamaksa hatalı ve eksik olur. Ancak bunun hemen yanında bulunan yük gemisindeki konteyner ve dünya ticareti şeklinde reel ekonomiyi de içerecek bir bakış açısı aslında büyüme sorunlarına da işaret etmektedir. Dolayısıyla bunu borsa ve sabit getirili menkul kıymetlerden tüm varlık sınıflarına uzanan bir çerçevede ele almak daha isabetli olur. 2024 yılı için ekonomilerin büyüme tahminlerinin zaten bu seneden olumsuz şekilde hesaplara geçtiğini biliyoruz. Hatta, ABD için ekonomik daralmanın nispeten hafif, ancak Avrupa için koşulların daha ağır geçebileceğini düşünüyorum. Teknik olarak; “bir ekonominin üst üste iki çeyrek küçülmesi” şeklinde ifade edebileceğimiz resesyon 2024’te karşılaşacağımız bir durum olacaktır. Bunun belki de tek olumlu tarafı, enflasyonun böylece kontrol altına alınabileceği beklentisidir. Sol taraftaysa yapay zeka öne çıkan unsur. Gerçi bunu 2022 – 2023 yıllarında finans dünyasında farklı şekilde yaşadık ancak burada uygulamaların daha baskın olduğu kanısındayım. Ses tonlarının ayarlanması işleminde kullanılan diyapazon çubukları yapay zeka teknolojisinin üretim bantlarında daha yaygın bir şekilde kullanılabileceği; veri toplama, işleme ve raporlama alanlarında daha başarılı sonuçlar elde edilebileceği anlamına gelebilir. Dergideki makaleleri okuyup aklı selim bir şekilde araştırma yapmak yerine, bize aşı yaptılar ve çip yerleştirdiler şimdi de ele geçirecekler şeklinde de yorumlayabilirsiniz tabi.

Son olarak alt bölümü de yorumlayayım: Biden ve Jinping yukarıda belirttiğim geçen yıldan kalan ABD – Çin mücadelesinin devamı şeklinde düşünülmeli. İsimler değişir güç yarışı değişmez. Küreselleşmenin sonuna gelindiği tartışmaları arasında çok kutuplu dengeler kurulması kadar bölgesel savaşlar ve ikinci bir soğuk savaş dönemi de hesaplara mutlaka katılmalıdır. Haritalarda gösterilen Güney Amerika ve Güney Çin Denizi önemli detaylar. Tayvan için ayrı bir paragraf açarak ve gelişmeleri dikkatle izlemek gerekir. Arjantin’de Javier Milei seçimleri kazandı bile ve ekonomi, siyaset ve sosyal hayatta yaşanabilecek gelişmeler tedirgin edici. Sağ tarafa geçtiğimizde elektrikli araçlar ve batarya konusu AB için de gündemdeydi ve 2024’te işlerin nasıl şekilleneceği merak konusu. Ayrıca küresel ısınma ve yangınlar şeklinde afetler; ve değerli metaller resimdeki diğer önemli detaylar. Bunlara da aşağıda yer vereceğim. Sol taraftaysa yenilenebilir enerji kaynakları, iklim değişikliği ve fırtınalar şeklinde doğal afetler; sıfır karbon ayak izi çerçevesinde yeşil madencilik, değerli madenler için mücadeleler ön planda olacaktır.


3 – Dikkat çeken başlıklar ve önemli olduğunu düşündüğüm gelişmeler


SEÇİMLER

Seçimlerin çoğu serbest ve adil olmayabileceği gibi eşit şartlarda bir yarış da söz konusu değildir. Nasıl ki büyüme ve kalkınma farklı kavramlarsa ülkelerin demokrasinin şekil, öz ve uygulamalar bakımından da farklı puanlarla izlendiği çalışmalar mevcuttur. Demokrasi puanına göre aşağıdaki haritada; sekiz ve üzeri puan alan tam demokrasiler koyu kırmızı ile gösterilirken puan düştükçe demokrasi kaybolmakta, gri tonlara geçilmektedir. Baskı rejimleri bir şeklinde en düşük puanı alırken koyu gri ile gösterilmiştir. Haritada bu değişim sağdan sola doğru ifade edilirken dairenin büyüklüğü nüfusu belirtmektedir.



ENERJİ

Küresel ekonomide net sıfır hedefi sadece karbon ve sera gazlarının salınımını azaltmakla kalmayacak ham madde tüketimini de önemli oranda düşürecektir. Tabi bu bir günde gerçekleşecek bir dönüşüm olmasa da eğer başarılırsa farklı yerlerde farklı zenginliklere ve refah oluşumuna yol açabilir.

Her ne kadar petrole olan talep temiz enerji kaynaklarına yönelme nedeniyle azalacak gibi görünse de petrol talebinin kısa vadede sonlanması beklenmemeli. Düşük maliyetle yüksek nitelikte çıktı sağlayan üreticilerinse bu süreçte öne çıkacağı da kesin. Avrupa’nın ve özellikle Almanya’nın Rus enerji kaynaklarına olan bağımlılığı ve savaş sonrası doğal gaz, sıvılaştırılmış doğal gaz gibi tercihlerle çeşitlendirme sorgulanmıştı. Enerji fiyatlarının sert yükselişiyse enflasyon başta olmak üzere hayatın tüm alanlarında hissedildi. Üretim maliyetlerindeki artış, şirketlerin kârlılığında düşüş ve ekonomik büyümeye olumsuz etkiler 2024 yılı için kısmen iyileşecek gibi dursa da ne kadar düzelecek birlikte göreceğiz.


Elektrikli araçlar ve pil üretimiyse ayrı bir konu. Bakır önemli bir girdi ve Şili, Peru ikilisi dünya üretiminin büyük kısmını sağlıyor. Kobalt açısından Kongo Demokratik Cumhuriyeti en büyük kaynak ve dikkatlerden kaçan bir nokta; kobaltın sadece elektrikli araç pillerinde kullanılmayıp diğer madenlerin çıkarılmasında da rolünün bulunması. Yine diğer bir pil maddesi olan Nikel de Endonezya’nın en büyük ihracat kalemi ve kobalt üretiminin de burada artttığı not edilmeli. Lityum ise bilindiği üzere pil açısından en önde gelen madde. Latin Amerika, Avustralya ve Çin bu alanda lider bölgeler. Zaten kapakta yer alan iki dünya kesitinin de bu şekilde okunması daha doğru olacaktır. Yeni maden kaynaklarının bulunması yönünde arayışlar ve mevcutlar için mücadele 2024 yılında haberlerde sıkça rastlayabileceğimiz bir başlık olacaktır.


Yenilenebilir Enerji

The Economist dergisi, 2013 yılında Tom Cruise’un baş rolde oynadığı Oblivion filmindeki hydro-rigs şeklinde adlandırılan sudan enerji üreten makinelere yaptığı göndermeyle ilginç bir konuya değiniyor. Avrupa’nın enerji adaları inşası. Evet rüzgar enerjisi için açık denizlerde kıyı ötesi rüzgar çiftliklerinden daha önce bahsetmiş, hatta portföyüme bu şirketlerden bazılarını eklemiştim de. Malum, konu bu senenin konusu değil. Ancak 2023 yılında bu sektör ve hisse senetlerinin getirileri hayal kırıklığından başka bir şey sunmadı.



Karbon salınımını azaltmak, rüzgar gücünü elektrik enerjisine dönüştürerek şebekelere aktarmak ve hidrojen üretimini başarmak için yeni girişimler yakından izlenmesi gereken bir alan. Ancak enflasyon, finansal yükler, fiyat üstünlükleri sorunu ve alternatif olarak fosil yakıtların durumu hayalet adalar ve büyük bir batık maliyet de bırakabilir. Dikkatli takip etmek gerekiyor.

İklim değişikliği, küresel ısınma ve artan doğal felaketler nedeniyle artık ertelenemeyecek yeşil dönüşümde güneş enerjisi de etkili alanlardan bir diğeri. Uluslararası Enerji Ajansına göre güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynakları 2024 yılında elektrik üretiminde kömürle çalışan santralleri de geçerek ilk sıraya yerleşecek. İlk tahmin 2025’i öngörüyordu ancak kapasite ilavelerindeki hızlı artış nedeniyle bunun önümüzdeki yıl da gerçekleşebileceği düşünülüyor.


EKONOMi

Düşen faizlerin sıfır seviyesini ve hatta eksi faiz oranlarını gördüğü noktadan sonra önce bütünsel salgın sonra da Ukrayna – Rusya savaşı enflasyonda bir kopma yaşanmasına neden oldu. Tabi bunlardan önce parasal genişlemenin büyüklüğü gibi temel bir sorun ve artan borçluluk gibi temel faktörler de vardı. Nihayetinde aşağıdaki grafikte belirtildiği şekilde tarihteki en hızlı ve en yüksek oranlı faiz artışlarının yaşandığı bir döngüyü geride bıraktık. Merkez bankalarının faiz artışı yapması normal şartlarda pek beklenmiyor, ancak faiz indirimi için acele etmeyecekleri kesin.

Fed’in “Daha uzun bir süre yüksek faizlerler yaşamaya devam edeceğiz.” açıklaması da piyasaları zor da olsa ikna etmiş durumda. Merkez bankalarının, para politikası faizlerini yükseltmesi demek şirketlerin ve bireylerin borçlanma maliyetlerinin artması, kâr marjlarının, talebin ve dolayısıyla talebin ve üretimin gerilemesi demek. Bu da küresel olarak ekonomilerde büyümede düşüş anlamına geldiği için 2024’ün zor bir yıl olacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok. Bunların üzerine bir de jeopolitik gerilimler artarak sıcak çatışmalara dönüşürse enerji fiyatlarının nasıl artış göstereceğini ve bunun enflasyona geçişini yakın zamanda tecrübe ederek de gördük.


2023 Yılı Beklenti Anketi ve 2024


“Yeterince haber, analiz ve tahmin okuduk, bizim fikrimizin bir önemi yok mu?” diyenler için bir olanak var. Elbette fiyatlamaların nerede oluşacağı, yarının ne getireceği bilinemez. Ancak ekonomi, politika, strateji bağlamında alternatif senaryolar üzerine düşünmek tüm profesyonellerin yerine getirdiği bir uygulamadır. Bu kapsamda, öne çıkan konulara ilişkin 2023 Yılı Beklenti Anketi başlığı altında geçen sene bir çalışma hazırlamıştım. Yıl sonunda bunun performans değerlendirmesini yaparak Ocak ayında da 2024 yılı için yenisini düzenleyeceğim. Katılmak isteyenler için ayrıca bir sayfa oluşturabilirim.

Şimdiden herkes için iyi bir 2024 yılı olmasını dilerim.

Ergun UNUTMAZ, 22.11.2023


8 Comments

  • OKAY GÜMÜŞ

    Merhaba 2023 yılında çıkan dergiye nasıl ulaşabilirim? Değerli yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Türkiye’de son dönem beğendiğim tek dergi dizini diyebilirim.

    • Ergun UNUTMAZ

      Siz de sağ olun.
      Büyük mağaza ve kitapçılar belki özel sipariş üzerine getirebilirler. The Economist’in kendi sitesinden satın almaksa her zaman mümkün diye biliyorum.

  • Salih Saydam

    Ergun Bey değerli yorumlarınız ve bu bilgilendirici yazınız için teşekkür ederim. Karşıtlıkların yoğun olarak karşı karşıya geldiği bir yıl olacak.

  • Mahmut Kemal

    Merhaba Ergun Bey,

    Aydınlatıcı bilgilendirme için teşekkürler.
    Aşağıdaki sorularımı cevaplandırabilirseniz memnun olurum.

    1-Süper Öngörü Modelleri nelerdir? Bu konu hakkında bilgilenmek için önereceğiniz kaynaklar var mıdır?
    2-2024 Yılı Seçim yılı olacak ise Dünya genelinde popülist ekonomi devam edecek diyebilir miyiz? Bu da bize
    parasal genişleme devamında 2024 yılı da enflasyon ve enflasyonla mücadele yılı olmaya aday mı?
    3-Amerikan seçimlerinde Biden gafları, sağlık problemleri, yaşı ve oğlunun yaptıkları dikkate alındığında aday gösterilmesi ABD için olumsuz imaj olmayacak mı?

    Saygılarımla

    • Ergun UNUTMAZ

      Sağ olun Mahmut Bey,

      1- Bu, The Economist dergisinin geniş tabanlı ve uzman kadrolar yanında kalabalığın bilgeliğinden ve ortalama sonuçlardan yararlanan bir anket çalışması gibi düşünülebilir.
      2- Öyle görünüyor, ama net bir hükme varmak zor. Milei, Arjantin’de seçimleri kazandı ama diğer yerler hâlâ açık bir yarış.
      3- Ben geçen seçimde de aynı görüşteydim ama aday gösterildi ve kazandı. Demek ki başka dinamiklerle hareket ediyorlar.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *