Economy

Ekonomi Politika Strateji 10

Mayıs 2020


DEĞERLENDİRME VE GÖRÜŞLER


Søren Kierkegaard’ın, “Hayat, geriye bakarak anlaşılır, fakat ileriye doğru yaşanmak zorundadır.” sözünün biz ekonomistler için biraz daha fazla anlam ifade ettiğini düşünüyorum.




“Dip noktasını bulduk mu, burası zirve mi, trend noktasının neresindeyiz?” gibi sorulara herkesin muhakkak kendince bir cevabı var. Finans dünyasında yatırım yapıyorsa olmalı da zaten. Cevabın kalitesini belirleyen ise geçmiş veri setinden çıkarılan anlamda ve geleceğe yönelik tahminin gücünde yatmaktadır. Sonuçlar doğal olarak bakış açısına göre farklılık gösterecektir. Bu bağlamda uzun vadeli yatırım stratejimin temelini oluşturan Ekonomi Politika Strateji Raporlarımın şimdiye kadarki performansından kendi adıma oldukça memnunum.

Bu rapor, küresel gelişmeleri izleyen; odak noktası olarak da daha ziyade finansal ve emtia piyasalarını etkileyen olayları öne çıkaran kişisel bir özettir. Tarafsız bir şekilde, saygın basın kuruluşlarında yer alan haberlere dayanarak not ettiğim bilgilerden oluşan değerlendirmeler, aşağıdaki beş soruya cevap aramaktadır:

Gelişme

Sebep / Sonuç

Beklenti / Strateji

Geçen Ay Neler Oldu?

Neden Oldu?

Bu Ay Neler Olabilir?


Hangi Etkileri Meydana Getirdi?

Nasıl Bir Strateji İzlemeli?

Mayıs ayında genel olarak ilk çeyrek büyüme verilerindeki sert düşüşlerin ardından ekonomilerin tekrar açılma çabalarını gördük. Aşının bulunduğuna dair beklentiler sonradan boşa çıksa da anlaşılan o ki, artan işsizlik, durgunluk ve talepteki düşüşün getirdiği sıkıntılar, ikinci dalga riskine göre, karar vericiler açısından daha ağır basmaktadır. Alınan mali ve ekonomik tedbirler yanında sosyal mesafenin ve korumacı reflekslerin öne çıktığı bir süreçten geçiyoruz.

IMF – World Economic Outlook


Teknolojinin getirdiği yenilikler ve uzaktan erişim sayesinde eğitim, eğlence, ticaret ve hizmet sektörünün bazı birimlerinde işlerin eskisine göre belki de daha etkin bir şekilde yürüdüğünü söyleyebiliriz. Ancak imalat, üretim, turizm ve cafe-restoran işletmeciliği gibi alanlarda süreç biraz daha yavaş ve temkinli ilerlemektedir. Haziran ayında bu sektörlerin de devreye girmesi ile hayat yeni normalde devam edecek gibi. Asıl merak edilen, bunların Temmuz ayı gibi ikinci bir dalga getirip getirmeyeceği ve aşı konusunda o noktaya kadar ne hızda ilerleneceği.


Bunları şimdiden öngörmeye çalışmak herkesin kendi planlarını şekillendirecektir. Bunun yerine, ben ülke-bölge bazlı notlarım eşliğinde geçen ay yaşanan olaylara değineceğim:

ABD

2008 Küresel Finans Krizinden beri ABD ekonomisinin en büyük daralması gerçekleşti. İşsizlik başvurusu ise tarihi yüksek seviyelerde. FED negatif faiz taleplerini şimdilik geri çevirse de konu, ilerleyen günlerde tekrar gündeme gelebilir.

Ayın son günlerinde Minneapolis’de tatsız olaylar yaşandı ve gösterilerin büyümesi endişesi oluştu. Trump’ın asker gönderimi üzerine açıklamaları ise ayrı bir risk.

ECB gibi FED bilançosu da muazzam bir büyüme ile piyasalara likidite sunmakta. Talep durma noktasında olduğu için şu anda enflasyonist etkisi olmayan bu genişleme ileride hesapları mutlaka etkileyecektir.


Şiddetin hiç bir türü mazur görülemez ve bir hukuk devletinde güç kullanımının sınırları belirlidir; gereği yerine getirilmeli, sonrası için daha güçlü adımlar atılmalıdır. 

Avrupa Birliği

Almanya’da Federal Anayasa Mahkemesi, ECB’nin geçmiş satın alma programına ilişkin yetki aşımı kararı aldı. ECB şikâyeti dikkate aldığını belirtti ve hukuki konularda Avrupa Birliği Adalet Divanının kararlarının nihai olduğunu işaret etti.

C. Lagarde, yaptığı toplantıda bütünsel salgının finansal sistemi tehdit ettiğini belirtti. Tarihi küçülmeler ve işsizlik artışı beklendiğini, tüketimde ciddi düşüşler görüldüğünü vurguladı.

Aşağıdaki grafikten parasal genişlemenin hızı net olarak anlaşılmaktadır. Konunun haklı hukuki dayanakları da olabilir, ancak bu şekilde bir tartışma AB için yıpratıcıdır. 



Parasal ve mali politikaların bu soruna yönelik olarak zamanında ve orantılı olarak yönetildiği aktarıldı. Diğer taraftan eş güdümlü hareketin önemi bir kere daha hatırlatıldı. 

Birleşik Krallık

İngiltere Merkez Bankası, eşsiz bir süreçten geçildiğini, Birleşik Krallık ve küresel ekonominin görünümünün sıra dışı bir şekilde belirsizlik içerdiğini belirtti.

İyimser, orta ve kötü senaryolaradan ilkinin ekonomik olarak pek olası görünmediği sonucu çıkıyor. Yayınlanan raporda, sosyal temasın olduğu sektörlerin harcamalar bakımından Covid-19’dan en fazla etkileneceği belirtiliyor.

WSJ: Central Bank Watch

Almanya

2019 dördüncü çeyrek büyüme rakamlarının gözden geçirilmesi ve 2020 birinci çeyrek rakamının açıklanması ile Almanya ekonomisi teknik olarak durgunluğa girmiştir. 

Çin’den tazminat talebi önce bir gazete haberi, ardından da Trump ve Merkel tarafından gündeme getirildi. 

İki çeyrek üst üste negatif büyüme sonuçları ile ender karşılaşılan böylesi bir durum küresel olarak 2020’de çoğu ekonomide görülecek gibi. 


Biraz iç siyasi dinamikler biraz da ekonomik gerekçelerle ve temkinli bir şekilde yöneltilen suçlamaları Çin derhal reddetti. 

Türkiye

Merkez Bankası rezervleri ve dış borç miktarı yanında bütünsel salgınla mücadele için bütçe dengesinin de sınırlarının geçilmesi diğer faktörlerle birleşince CDS primlerinin yüksek seyrettiği bir ay yaşandı. Bununla birlikte tüketici güven endeksindeki artış dikkat çekici. Swap anlaşması ile şekillenen süreçte Katar ile olan mevut anlaşmada 10 milyar dolarlık artış sağlandı.

MB enflasyon beklentilerini aşağı çekti. Ay içerisinde gerek MB’nın faiz indirimleri gerekse de BDDK’nın (kredi kanalları ve swap işlemleri gibi konularda) çeşitli düzenlemeleri gerçekleşmiştir. 

Mart ayındaki dip noktalarından itibaren birçok göstergede düzelme sinyalleri de gelmekte. 


Yabancıların satışları ve kurlarda yaşanan gelişmelerle piyasadan yabancı yatırımcı çıkışları bitti mi bilinmez, ancak zaten ucuz kalmış piyasada Mayıs ayında, satış yasağının devam etmesiyle de, alım fırsatları yüksek getiriler sağladı. 

Çin

Corona virüsünün hem yayılmasında hem de ekonomilerin geri açılmasında takvimde Çin önden gidiyor.



Hong Kong Güvenlik Yasası tartışmaları alevlendirdi. ABD ve BK yasanın özgürlükler önünde engel oluşturacağını ve gerekirse müdahil olacaklarını açıkladılar. ABD yönetimi Çin konusunda ay içerisinde tekrar korumacı politikaları gündeme getirmişti.

Uzun süredir ilk defa duraklayan ekonomi sınırlı da olsa tekrar faaliyete geçti. Bu hareketlilik ilk yansımasını petrol fiyatlarındaki artışla gösterdi.


Daha önce yoğun protestolar nedeniyle geri adım atan Pekin yönetimi ‘artık karışmayın’ diyerek uyarıda bulundu. Ticaret savaşı tekrar başlıyor mu endişesi, ilk beyanın ardından sert bir açıklama çıkmadığı için şimdilik ertelendi.


Ergun UNUTMAZ, 02.06.2020


One Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *