Europe,  Travels

Schaffhausen, İsviçre

Herkese Merhaba,

bugün finans ve ekonomi dışında bir konuda, seyahat ve doğal güzellikler ekseninde bir yazı hazırladım. Aslında gezi Haziran ayının başındaydı, ancak yazıyı hazırlaması piyasaların sıkıntılı olduğu bu günlere denk geldi. Belki oynaklığın yüksek olduğu günlerde ekrandan uzak durmanın etkisi, belki de planlarımı aylar öncesinden yapmış olmanın rahatlığıdır, bilemiyorum; ama yoğun hisse taşıyan bir kişi olarak yine de sıkıntılı dönemde kayıplar yaşayanlarla empati kurabiliyorum ve umarım zararlar daha da derinleşmez. Belki finansal anlamda buradan çıkarılabilecek bir ders varsa; kısa yoldan zengin olmayı, kaldıraçla büyük paraları hedeflemektense hep tekrar ettiğim, önce kaybetmeme kuralını ve ikinci olarak da ilk kuralı unutmamayı hatırlatmak isterim.

Gelelim yazıya. Eskiden çok gezer; tarih, coğrafya ve kültürel bağlamda yapmış olduğum okumaları yerinde test etmeyi çok severdim. Hatta ilk yurt dışı gezimi de interrail olarak bilinen tam öğrenci işi bir şekilde 2000 yılında uçak-tren kombinasyonlarıyla yapmıştım. 20 yılda da Avrupa için aşağıdaki tabloyu oluşturacak kadar gezmişim.

Türkiye, Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu gezilerimle oldukça da farklı bir yelpazede birikim yaptığımı söyleyebilirim. Birikim derken kültürel ve sosyal birikimi, beşeri sermaye yatırımlarını kastediyorum, yoksa finans kapitalin ziyan edilmesi anlamında Cemiyet-i Özgürü Finans ile Anadolu ve Rumeli Temettü Grubu tarafından bu eylemlerimin affedilmez bir hata olduğunun farkındayım. 🙂 Ama yine olsa yine yapardım, gençken olabildiğince okuyup gezerek vizyonunu genişletmeli insan. Ama bugünkü kur seviyesine ve ekonomik şartlara bakınca da sözlerimin yanlış anlaşılmamasını dileyerek ve konuyu da uzatmadan İsviçre‘nin bu küçük kasabasını tanıtayım.

Öncelikle, iş, güç, hayatın koşturmacası derken blogun bu kısmına yeterince yazı eklemediğim için üzgünüm, umarım ara sıra buraya da bir şeyler karalayabilirim. Bir de üzerine bütünsel salgın gelip neredeyse 1,5 yıldır evde kapalı kalınca gezmeyi ve doğayı özlemişim, net. Çok iyi geldi, bütün gün yürüyüp çok sayıda resim çektim ve anılar biriktirdim. Buyrun, aşağıdaki haritada kırmızı ile işaretlediğim Schaffhausen hakkındaki notlarıma.

Kaynak: Google Maps

İsviçre’nin kuzey bölgesinde, kendisiyle aynı adı taşıyan kantonun başkenti olan bu küçük şehrin nüfusu 2020 yılı sonunda yaklaşık 37 bin kişi kadarmış. İsviçre için orta büyüklükteki sayılan Schaffhausen şehri için bu yazıda iki özelliğe dikkat çekeceğim: Bunlardan ilki ”eski şehir” (Altstadt) olarak bilinen ve tarihi yapılarıyla dikkat çeken yönüdür ki bu anlamda 1564 yılında inşa edilen Munot için detaylı resimler ve notlar sunacağım. Diğeri ise doğanın nefes kesici gücü ve güzelliğini sergileyen şelale Der Rheinfall olacaktır.

Munot Fortress – Photos by Ergun UNUTMAZ

Munot Hisarı, burada yaşayan kişilerin mecbur tutularak çalışması karşılığında, bundan 400 yıl önce inşa edilmiştir. İnşa sebebi dönemin koşullarında askeri nitelikte olup savaş dönemlerinde sığınma amaçlı da kullanılmıştır. Bugünse Munot, şehre hakim konumu ve manzarasıyla turistlere şehrin yukarıdan hoş bir görünümünü sunmaktadır. Ayrıca hem turistler hem de yerel halk için çok çeşitli kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapan Hisar, mimarisiyle de etkileyicidir. Munot Hisarı’nın adı için 1376 yılında ilk kayıtları görmekteyiz. Bu isimlendirme, ”İyi bir sebep olmaksızın” veya ”Zorda kalmadıkça” anlamlarına gelen ”ohne Not” kelimesinden gelmektedir.

Schaffhausen – Schweiz: Photos by Ergun UNUTMAZ



Sıcak bir havada klimaların bile sağlamakta yarışamayacağı serinlik hoş tabi, ama daha siz içeri girmeden başlıyor aslında imkânlar. Çevre düzenlemesi, yeşil alanlar, ceylanlar ve banklara oturarak bir kahve eşliğinde önce manzaranın keyfini çıkarıyorsunuz. Ardından da küçük pencerelerden süzülen güneş ışıklarının eşliğinde kubbe tarzı ve kemerli yapının eşliğinde burada klasik bir enstrümanın büyüleyici sesini hayal ediyorsunuz. Duvarlarda yer alan bazı resimler aslında nefis bir resim sergisi fikrini uyandırıyor. Ardından da müthiş etkileyici spiral patikadan bir an önce hisarın en üst noktasına ilerlerlemek güdüsüne kapılıyorsunuz.

Schaffhausen – Schweiz: Photos by Ergun UNUTMAZ

Evet zirvede manzara gerçekten hoş. İtiraf edeyim finansal ve ekonomik beklentilerim aylar öncesinden oluşmuştu ve aylık raporlarımda belirttiğimi gibi kademeli olarak uygulamasını da yürütüyordum, ancak bu noktada yılın ikinci yarısı için planlarım daha da netleşti diyebilirim.

Der Ampelenturm – Schweiz: Photo by Ergun UNUTMAZ

Merdivenlerden şarap bağlarının eşliğinde inip şehrin merkezinde biraz dolaşmak, kalabalıkta tekrar yemek yiyebilmek ve serin bir içecekle enerji depolamak normal şeyler belki ama Corona yüzünden bana bu sıradan aktivite bile keyifli geldi. Ufak bir not ise şehir merkezine girmeden önce köprüye konmuş olan basit bir araç için. Dürbün benzeri bu aracın içinde sizi geçmişte yolculuğa çıkaran basit bir resim var. Zamanın içerisindeki değişime bir anlığına tanık olabiliyorsunuz.

Gelelim gezinin ikinci kısmı olan şelalelere, Der Rheinfall. Bu kez girişi, araba park ücreti kadar düşük bir ücret karşılığı olan, ancak manzarası paha biçilemez bir güzellikle karşı karşıyayız. Teknik bilgileri merak edenler için şöyle bir görsel de ekleyeyim, ancak merdiven çıkmanın yorgunluğu tabelada yer almıyor.

Der Rheinfall – Schweiz: Photos by Ergun UNUTMAZ

Yazın saniyede ortalama 600 m3 akış hızına ulaşan bu mavi beyaz su kütlesinin etrafındaki yemyeşil doku size yorgunluğu unutturuyor. Onu söyleyebilirim. Doğanın gücüne bu kadar yakın olup su damlacıklarının yüzünüze çarpması çok farklı bir duygu. Ama yine de fırsat bulursanız kendiniz deneyimleyip kendiniz karar verin derim.

Schaffhausen – Schweiz: Photo by Ergun UNUTMAZ
Schaffhausen – Schweiz: Photos by Ergun UNUTMAZ

Kısa notlar ve birkaç resim demiştim, ama yine yazmaya başlayınca zamanı unutmuşuz. Gezmek, görmek illa da para ve büyük kaynaklar gerektirmiyor. Benzer hisleri Türkiye’nin cennet köşelerinde de yaşamıştım. Ancak arada insanların ve yönetimlerin doğaya bakışı açısından büyük farklar var. Bu yerler para kazanmak, gelir elde etmek için bir para kapısı değil, insanlara sahiplenme ve mutluluk duygusu verecek doğal mirastır. Bu yapıları korumak, temiz tutmak ve geliştirmekse yönetimler kadar insanların sorumluluğundadır. Ne yerlere atılmış çöpler, çekirdek kabukları ve izmaritler ne de yiyecek içecek kutuları, şişeleri göremezsiniz buralarda. Dilerim o seviye her yerde yaygın bir standart olur.

İlginiz için teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın.

Ergun UNUTMAZ, 19.06.2021


Leave a Reply

Your email address will not be published.