The World Ahead 2026
2025 yılını bitirdik sayılır ve diğer projeleri ancak tamamladığım için yıl sonu geleneksel analizler biraz gecikmeli oldu. Malumunuz, The Economist dergisi 2026 yılına ilişkin özel sayısını geçtiğimiz ay yayımlamıştı. Bu özel sayılarından öne çıkan haberleri son 6 yıldır Türkçe olarak bu sayfada paylaşıyorum. The World Ahead 2026 sayısı için de okuduğum makalelerden ve katıldığım çevirim içi yayınlardan aldığım notlar aşağıda sizleri bekliyor.
Yeni sayının detaylarına geçmeden önce bir konunun tekrar altını çizmek isterim. Sayfalarca analiz, makale ve ilave okumalarla tartışmalara değere katan kişilerin emekleri bir tarafa, The Economist kapak analizine gelince iş popüler hâle dönüştüğü için tek sayfalık resme bakarak neredeyse tüm geleceği yorumlayan büyük bir kitle var. Magazin açısından hoş, hatta değişik fikirlerle karşılaşmak adına bunlar eğlenceli bile. Diğer taraftansa artık yapay zekâ (YZ) kullanımı ile özet çıkartmak ve yerinde sorularla derinlere inmek çok daha kolay. Bu yüzden, daha en başta yatırım analizlerinizde içi boş yorumlara güvenerek hareket etmemenizi öneririm. İkincisi; derginin deneyimli bir kadrosu ve müthiş bir veri ağı olsa bile gelecek bilinemezdir. Dolayısıyla derginin geçmiş sayılardaki başarılı analiz oranını dikkate almanız bu bağlamda faydalı olacaktır. İlgilenenler için bu yazının sonuna, önceki yazılar için bağlantıları ekledim. Böylece hem benzer temaların kullanımını hem de tahmin performansını ölçebilirsiniz.
Bu yazı üç bölümden oluşmaktadır ve buyrun hemen başlayalım.
1 – Önümüzdeki yıl öne çıkabilecek temalar
2 – Kapak analizi
3 – Sektör analizi
1 – 2026 Yılında Öne Çıkabilecek 10 Konu
The Economist dergisinin yardımcı editörü ve bu özel sayının editörü olan Tom Standage‘ın “Önümüzdeki yıl için izlenecek 10 eğilim” başlıklı yazısı da bu anlamda yol göstericidir. Bu noktada buradaki notların bir çeviri ve özet çalışma değil, benim kendi yorumlarımı da içeren bir yazı olduğunu, sizlerin yatırım ve alım satım kararlarınız için bir dayanak teşkil etmemesi gerektiğini de belirtmek isterim. Keyfili okumalar ve şimdiden iyi bir 2026 yılı dilerim. 🙏🏻🙋🏻♂️

Standage makalesine şu sözlerle başlıyor: “Bu, Donald Trump’ın dünyasıdır ve bizler de o dünyada yaşıyoruz.” Geçen sene, 2025 öngörüleri yapılırken de Trump’ın ikinci kez ABD başkanı seçileceğini ve birçok alanda farklı politikalar izleneceğini bolca okumuştuk ve bunları fazlasıyla yaşadık. Dolayısıyla uluslararası ilişkilerden ticarete, iç politikadan küresel finansa bir değişim ya da geri adım beklemek hata olur. Derginin “Trumpnado” şeklinde adlandırdığı fırtınada bir uçtan diğer uca savrulmak gerçekten de iki satırlık bir açıklamaya bakar.
Oynaklığın yine yüksek olabileceği 2026 için izlenecek 10 eğilimse şöyle:

1 – Amerika’nın 250. yılı: Donald Trump’ın “Önce Amerika” ve “Amerika’yı tekrar büyük kılma” politikaları artık ezberlediğimiz sloganlar. 4 Temmuz 1776 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi, Amerika’nın kuruluşunu duyurmuştu. 2026’daki kutlamalardaysa tarihin hangi bakış açısıyla anlatılacağı temel tartışmadır. Bu konuyla ilgili bonus yabancı kelime: semiquincentennial.

2 – Jeopolitik kayma: Eski düzenin siyaset, politika, ticaret ve kurumsal değerler açısından sarsıldığı ortada. Yeni düzenin; ABD ve Çin arasında bir soğuk savaş mı yoksa ABD, Çin ve Rusya’nın etki alanlarının olduğu küresel sistem mi olduğu tartışılmaya devam edecek. Bu resmi netleştirecek unsurlar arasında küresel seçim sonuçları, Asya ve Latin Amerika’daki gelişmeler, ticaret, ekonomi ve finansal piyasalar geliyor.

3 – Savaş mı barış mı? Evet: Şansın da yardımıyla Gaza’daki kırılgan barış süreci devam edebilir. Ama dünyanın diğer yerleri çatışmaların başlama ve (mevcut durumda devam edenlerin) büyüme riski için açık. Seçilmiş yedi bölgeyse şu şekilde: 1) Çin-Tayvan 2) Hindistan-Pakistan 3) Rusya-Ukrayna 4) İsrail-Hamas 5) Kongo-Ruanda 6) Sudan ve 7) Venezuela. Ancak konu savaş olursa kuzey kutbundan, uzaya bir yer ve sebep bulunur.

4 – Avrupa için sorunlar: Buraya kadar saydıklarımız zaten Avrupa için ciddi baş ağrısı. Bir taraftan Amerika’yı yanında tutma, savunma sanayi harcamalarını arttırma, ekonomik büyüme ve bütçe açığı sorunlarıyla uğraşırken bir taraftan da iklim değişikliği, çevre sorunları ve serbest ticaretin liderliğini yapmak durumunda kalmak son derece zor. Bunların her biri tek başına dertken hepsiyle aynı anda mücadele etmek tam bir kabus. Yaşlanan nüfus, üretimde verimlilik sorunları, enerji bağımlılığı ve gümrük vergileri yanında ihracat ürün/pazar kaymaları oldukça düşündürücü. İyimserlik veren tek yönse şimdiye kadar Avrupa’nın krizleri fırsata dönüştürme becerisiydi. Bu noktada ne yapılabileceği ilginç olacak.

5 – Çin için bir fırsat: Ekonomik büyüme, deflasyon ve sanayideki tıkanma gibi başlıklar altında Çin’in kendince sorunları var. Ancak Trump politikaları Çin’e yeni fırsatlar da sunuyor. Tahmin edilemez bir lider ve bilinen bir ülke arasında seçim göründüğü kadar basit değil. Tabii bir de Çin’in önümüzdeki 5 yıllık planlarını izlemekte fayda var. Teknoloji, iklim değişikliği ve demografi önemli.
6 – Ekonomik endişeler: Enflasyon düşüşü ve istikrar kısmen sağlandı, faiz indirimleri devam ediyor; ama diğer taraftan büyümede sıkıntılar, borç yükünde artış görülüyor. Gümrük vergilerinin etkileriyse daha fazla hissedilecek. Belki de en büyük sıkıntı bir ekonomideki tökezleme dalga etkisiyle yayılacak. Dolayısıyla tahviller ne kadar güvenli liman tartışılır. Emtia ve kripto dünyası ayrı bir çılgınlık; borsalaraysa hiç girmeyelim.

7 – Yapay zekâ konusunda çekinceler: ABD’de yapay zekâ tabanlı yaygın yatırımların boyutu belki de ekonomik zayıflığı gizleyen en önemli perde. Daha önce demir yolu, elektrik, internet alanlarında yaşadığımız balonlar ve sonraki felaketler yatırımcıların mevcut durumda en büyük çekincesi olsa gerek. Hangi işlerin yok olacağı, makinelerin ne kadar güçleneceği tartışılır, ama finansal piyasalarda olası çöküş buradan gelebilir.

8 – İklim açısından karışık bir tablo: Küresel ısınma, iklim değişikliği, karbon ayak izi ve sera gazları çevreci görünmenin ötesinde ciddi bir sorun. Ancak Paris Antlaşmasının +1,5 derece hedefinin tutturulamayacağı da ortada. Belki +2,0 üzerine bir esneme tartışılır belki de doğrudan Kuzey Kutbu konusunda planlar açıktan işletilir. Trump ve Grönland konusunda yeni açıklamalar Çin ve sanayinin çevreye etkisi 2026’da sürer.

9 – Spor ve politika: 2026 Dünya Kupası, Haziran ayında Meksika, ABD ve Kanada’da gerçekleşecek. Hemen ardından Temmuz ayındaysa bu üç ülke serbest ticaret anlaşmasını gözden geçirecek. Trump’ın her iki platformda da imzası ve etkisi olacağı için her şey mümkün. Tabii bir de bazı ilaçların teşvik edildiği spor yarışmalarını, performans reklamlarını ve muhtemelen mahkeme salonlarına uzanan gelişmeleri izleyebiliriz.
10 – Özempic, ama daha iyisi: Diyabet sorununa ve kilo vermeye olumlu etkileri olan ilaçların ticari ve kültürel yansımalarını fazlasıyla gördük. Tedarik sorunları ve yüksek fiyatsa bu ürünleri belirli çevrelerin erişimiyle sınırlı kılmıştı. Bu tablo 2026 yılında değişebilir. Çünkü patent hakları açısından süre doluyor ve yüksek kârın olduğu bir alan dikkatleri buraya çekecektir. 2025 yılında dünya nüfusunun yüzde 40’ı yüksek kilolu ve obez olarak hesaplanmıştı ve bu oranın 2030’da yüzde 50’ye çıkması demek 3 milyar kişiden oluşan bir piyasa anlamına geliyor.
2 – The Economist Özel Sayı Kapak Analizi
Geçen seneki kapak analizinde popüler kültürün sıradan temaları nasıl konumlandırdığına ve insanların olmadık şeyleri hevesle ve çılgınca yorumladığına değinmiştim. Eskiden çok daha anlamlı olabilecek detay ve yorumlar bu anlamda bağlamın dışındadır. Zaten derginin editörü Tom Standage da bu konuyla ilgili soruya yönelik açıklamasında net bir şekilde değinmiştir. Dolayısıyla bu yazıda tekrara düşmemek için kısaca 2026 yılı için hazırlanan kapaktaki temalara dikkat çekerek devam edeceğim.
2026 yılı kapak tasarımı
Yukarıda belirttiğim 10 başlık farklı görsellerle kapakta yer alıyor. Ayrıca bunlara yapılan bazı klasik ilaveler de var. Fon rengi seçimiyle başlarsak: Yine daha önce aktardığım klasik anlayış, tek yıllarda siyah (2021-2023-2025) ve çift yıllarda beyaz (2020-2022-2024-2026) ton şeklinde korunuyor. Küresel gelişmeleri tek kareye toplayan dairesel gösterimde de bir değişiklik yok, ancak mavi tonun kullanımı yeni bir durum. Ama hemen arkasında derin bir anlam aramayın, çünkü yukarda birinci başlık ABD’nin kuruluşunun 250. yılı şeklindeydi. Dolayısıyla merkezde 250. yıl kutlamalarına işaret eden bir pasta ve ABD bayrağının renklerinin seçimi sürpriz olmasa gerek. Tabi renk tercihini böylesi sıradan bir görüş yerine demokratlarla cumhuriyetçilerin çekişmesi ya da komünizm liberalizme karşı veya savaş ve barış gibi uçlara götürmemek için de bir sınır yok.
Küresel siyaset olayların akışını yönlendirmeye devam edecek ve Trump merkezde olmak üzere dünya liderleri arasında kapakta bir kutuplaşmaya yer verilmiş. Çin – Xi Jinping, Rusya – Vladimir Putin ve İsrail – Benjamin Netanyahu bir arada tablonun solunda gösterilirken Hindistan – Narendra Modi ve kısmen mesafeli de olsa Ukrayna – Volodimir Zelenski sağ tarafta Trump’ın yanında yer alıyor.
Burada ilginç olansa kırmızı kıyafetli kadın. Her ne kadar güç dengesi açısından eşit konumda olmasa da The Economist dergisi, Avrupa Birliği – Ursula von der Leyen figürü yerine İtalya – Giorgia Meloni görselini değişken biçimde kullanmıştı. Bu kez derginin içerdiği makalelere göre kırmızı rengin alarm, tehlike, riskler ve tanklar arasında yer alması Avrupa açısından daha önce değindiğim savunma harcamaları ve savaş riskini vurguluyor. Kırmızılı kadınsa Matrix filmindeki potansiyel ajan değil, bana göre politikacı, diplomat ve Estonya’nın ilk kadın Başbakanı ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı olan Kaja Kallas. Bu kadar sorun arasında dengeyi sağlayacak bir politika tasarlamak, uygulamak ve AB açısından uluslararası hukuka ve barışa bağlı kalacak yol izlemek belki de üstlenilecek en zor görev olabilir.

Kaos muhtemelen herkesin aynı fikirde olduğu tema. Bölgesel veya daha genel bir ölçekte çatışma, savaş, artan gerilim ve belirsizlik dolu bir yıl hissi zaten yukarda değindiğim 7 tehlike noktası için standart bir beklenti. Bence geçen dönemden ileriye uzanacak en büyük sıkıntı ABD’nin NATO ittifakına verdiği destekten vazgeçmesi. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle daha da önem kazanan bu durum, ordusu olmayan Avrupa Birliği için ciddi anlamda askeri harcama bütçesi anlamına geldi. Hâlihazırda ekonomik sıkıntılar ve bütçenin GSYİH’ye oranı açısından zorda olan Avrupa için belki de listenin başında gelen kalem budur. Almanya’nın bu harcamaları limitlerin dışına alması ve diğer ülkelerin de benzer yaklaşımı bunun ilk göstergeleri. Türkiye’nin bu kapsamda nasıl pozisyon alacağı ise yine çok boyutlu bir satranç.
Füze ve roketlerden ya da roket şeklinde konumlanmış şırıngalar ve bomba şeklindeki haplar da klasik savaş yanında biyokimyasal savaşları çağrıştırıyor. Bunları yukardaki doping bağlamında sportif gelişmelere yormak mantıklı olacağı kadar saflık sınırında bir iyimserlik de içermektedir. Hatta bir önceki bölümde, Özempic konusunda değindiğim 3 milyar kişilik pazarın sadece kilolu insanlarla sınırlı kalması da benzer şekilde bir yaklaşım içerebilir. Ancak sağ alt köşede yer alan futbol temasından yola çıkarak Dünya Kupası‘nın zamanlama ve yer açısından akılda tutulacak bir tarih olduğunu düşünebiliriz. Bunun hemen devamındaki serbest ticaret anlaşmasının gözden geçirilmesi de yük gemisiyle sembolize edilen küresel ticaret için önemli.
Burada uzay yolculukları, keşifler, teknolojik gelişim ve Mars’a yolculuk yine önemli konular. “Mars olmazsa Ay olur” şeklinde hedef küçültmek de büyük bir hedef aslında ya neyse. Zaten bir üst paragrafta “roket yorumunuzu savaşla ilişkilendirmenize katılmıyorum” diyorsanız bilim ve teknoloji sayfalarını karıştırarak neden Mars keşif yolculuğu ya da Ay’a seyahat için uygun bir dönemde olduğumuzu bildiğinizi anlarım. SpaceX ve Çin’in girişimleri yine rekabet içinde olacak.
İklim değişikliği ve küresel ısınma elbette gündemin değişmez maddeleri. Bu anlamda hedeflerin tutmayacağı ortada, ama kapakta yer alan buzulların erimesi, dinleme cihazları, iletişim ve ulaşım sembolleri Kuzey Kutbu ve Grönland için farklı düşünceleri de çağrıştırıyor. Bu bölgede güç dengesi önemli. Ancak güç dengesinin daha önemli olabileceği bir alan var ki o da sağ üst köşede Zelenski’ye yardım götüren antik kayıkla tasvir edilen tarihi deniz ticaret yolları ve teslim edilen, arkada hazırlanan varil/fıçıyla üçüncü ülkelerin yardımı olabilir. Burada Sümer/İran tasarımını çağrıştıran motifler, kıyafet ve tarz petrolden silah desteğine yoruma açık. Tabi bir de burada sınırlı kalmadan deniz ticareti ve Çin‘in kara ticareti yolları ve yeni projeler içeren defterleri her fırsatta kullanma isteğiyle de düşünmekte fayda var. Bu durumda da tarihi deniz ticaretini Tayvan planlarıyla birlikte ele almak gerekir.
Yapay zekâ konusuna geçen sene de değinmiştim ve balondan ziyade büyük harcamalar önemliydi. Bu seneyse artık balon ifadesi çok yerde net bir şekilde ve güçlü kanıtlarla dile getiriliyor. Bu alanda bir çöküş mümkün, ama tekrar eskiye dönüş beklemek de anlamsız. Dolayısıyla düzeltmeden büyük komple yıkımdan küçük bir noktayı kestirmek fark yaratacak detay olacaktır. Yapay zekânın belirli işleri insanların elinden alması yanında yapay zekânın kablosunun kılıcın ucunda olması makine – insan dengesinde zamanlama açısından iddialı bir sunum olmuş. Ancak robotlar konusunda gelişmelerin süreceği de ortada.
Bir paragraf da kapakta bulunan finansal dünyaya ilişkin mesajlara açalım. Elbette merkezde yer alan düşüş gösteren kırmızı çizgi grafik korkutucu. Değerlemelerin yüksekliği, reel ekonominin sıkıntıları ve yapay zekâ temelli hikâyede yaşanacak bir panik finansal piyasaları doğrudan ve sert bir şekilde etkileyecektir. Hatta bence daha önemlisi borç krizi ve şirketlerin temerrüde düşmesi riskindeki artışla yaşanacak sorunlar çok daha vahimdir. Çünkü doların değer kaybı borçlanma durumunda olan ülkeler için cazip gibi görünse de artan risk priminin borçlanma maliyetine etkisi daha büyüktür. Ama bunları söylemek için The Economist dergisinin kapağına ihtiyaç duyuyorsanız, iyi şanslar dilerim. Dergide yer alan malumun ilanı şeklindeki ikinci temaysa zayıflayan ABD dolarının güç kaybetmeye devam edebileceği yönündeki yazılar ve sembollerdir. Diğer taraftan diğer ülkelerin alternatif arayışları ve dolar rezervlerindeki düşüş doları tahtından etmekten oldukça uzaktır. ABD, küresel ticaretin yüzde 10’unu gerçekleştirse de işlemlerin yüzde 50’si dolarla dönmektedir.
Son olarak kapakta yer alan şarap kadehi ve madeni para resimleri üzerine bir iki not düşmekte fayda var. Şarap ve uçucu alkolü ruhla birleştirip artık makinelerin ruha kavuşarak başka boyuta geçeceğini söyleyen yorum gerçekten bu sene gördüğüm en yaratıcı ifadeydi. Bunun yanında birazdan söyleyeceklerim çok sönük ve yaratıcılıktan yoksun salt gerçekler. Dergide yer alan makalede şarap tüketimindeki ciddi düşüşe dikkat çekiliyor. Büyük piyasalar söz konusu olduğunda, 2024 yılında, 2014 yılındaki zirvenin yüzde 9 altında bir satış hacmi görüldü. 2026 yılında gerek hacim gerekse parasal değer olarak gerilemenin sürmesi bekleniyor. Madeni para figürleriniyse iki farklı makale ile açıklayabiliriz. Bunlardan ilki “penny” şeklinde adlandırılan 1 sentlik madeni paraların artık basılmayacak olması. Bunun maliyeti 2024 yılında 3,69 sent idi. Toplamdaysa yıllık 85 milyon dolarlık bir yük getiriyordu. Tarihi, kültürel ve şans bağlamında tutkunları olsa da yeni durum bu. İkinci gerekçeyse Trump’ın barış ödülünü alma konusunda azmi olarak bir sembol şeklinde düşünmek mümkün. Tabii bir de kripto paraların geleceği üzerine spekülasyon yapabiliriz, ama o konuya hiç girmeyeyim, beni aşar.
Kapak tasarımı ve olası mesajlar üzerine söyleyebileceklerim genel hatlarıyla bu şekilde. Buyrun bir de 2026 yılındaki eğilimlere sektör bazında bakalım.
3 – 2026 Yılında Eğilimler ve Öne Çıkan Sektörler
Yıl başından 29 Aralık 2025 tarihine sektörel performanslar
Gelecek ne getirir, hangi sektör en yüksek getiriyi sağlar bilinmez. O yüzden gelin biz önce 2025 yılının başından bugüne kadar ABD ve Avrupa açısından piyasaların performansına bakalım. 26 Aralık tarihli kapanış verilerine göre ABD ve Avrupa için 11 farklı sektörün getirilerini 7 farklı kategoride inceledim. Bu kategoriler piyasa büyüklüklerine göre küçükten büyüğe sıralanırken en sağda yer alan toplamlar üzerinden yorum yapacağım. Ancak elbette her sektörün farklı kategoride farklı kırılımı olabilir.
ABD piyasasındaki toplam geçen seneki yaklaşık 65 trilyon dolara göre 10 trilyon dolar daha yüksek bir seviyeye çıkarak 74,95 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşmıştır. ABD’nin en iyi getiri sunan sektörü yüzde 31,86 getiriyle madencilik, taş, toprak ve benzeri ürünler olmuştur. Elektrik, su ve gaz gibi şebeke hizmetleri sektörünün getirisi yüzde 16,67 ile ikinci sırada yer alırken mali hizmetler sektörü yüzde 9,27 getiriyle üçüncü sıradadır. En kötü sektörlerse zorunlu tüketim, teknoloji ve ihtiyati tüketim şeklindedir.
Avrupa için de benzer bir tablo olmakla birlikte mali hizmetler burada ikinci, sanayi sektörü üçüncü sıradadır. Getirilerse sırasıyla yüzde 25; yüzde 18,33 ve yüzde 9,98’dir. Ancak unutmamak gerekir ki Avrupa piyasasının büyüklüğü ABD’nin beşte bir kadar, yani 17,44 trilyon dolar seviyesindedir.
Makroekonomik görünüm
Enflasyonun kontrol altına alınmasıyla birlikte ABD, Britanya ve Çin’de faiz indirimlerinin devam etmesi bekleniyor. Bunun doğal sonucu olarak da ümit edilen şey kredilerin artması ve ekonominin genişlemesi. Ancak işler öyle olmayabilir. Düzenlemelerin yoğunluğu, küresel ticaretin önündeki engeller, ihraç pazarlarında tüketicilerin satın alma gücünde yaşanan kayıp ve düşük büyüme oranları bu noktada önemli olacak. ABD, Kanada ve Meksika ortaklığında gerçekleşecek Dünya Kupası’nın yatırımlar ve satışlara katkı sağlaması da beklenebilir. Perakende sektörü için öngörülen büyüme yüzde 2 civarı. Ama asıl katkının savunma harcamalarından geleceği kanısındayım. Gerçi buraya ayrılan kaynaklar sağlık sektörü için bir ödünleşme yaratabilir. Nihayetinde 2026 için dünya ekonomisinin yüzde 2,4 büyümesi bekleniyor.
Öne çıkan sektörler
Otomotiv
2026 yılı ticari araç satışları oldukça hantal görünürken elektrikli araç satışında beklenti yüzde 15 artış yönünde. Böylece EV satışlarının yıllık 24 milyona ulaşabilir ve bunun yarısının Çin’den geliyor. Ancak ABD’nin teşvikleri ve emisyon hedeflerini düşürmesi nedeniyle diğer üreticiler açısından resim değişebilir. Amerika için EV pazarındaki büyüme beklentisi yüzde 2. Otomotiv sektörünün baş etmesi gereken diğer bir meseleyse gümrük vergileri. Çin’in güçlü destekleri Avrupa’da sorun olmaya devam ederken tüketiciler için bu fiyat düşüşü anlamına gelebilir.
Savunma Sanayi
Savunma sanayisinin 2,9 trilyon dolarlık harcamayla 2026 yılında yeni bir rekor kırması bekleniyor. Tehditlere ve risklere yukarda değindik ve NATO üyelerinin 2035 yılına kadar GSYİH’nin yüzde 5’i oranında pay ayırması planlanmış durumda. Almanya şimdilik bu konuda lider, savunma harcamaları için özel bütçe ve borçlanma 100 milyar avro tutarında.
Enerji
Gevşek ekonomi ve verimlilik artışı nedeniyle enerji tüketiminde 2026 yılında beklenen büyüme yüzde 1. Yeşil enerji kaynaklarının payı artıyor. Rüzgar ve güneş enerjisi önde. Petrol fiyatlarındaki düşüş devam ediyor ama Trump’ın teşviklerine rağmen ABD’de yeni üretim ağır. Doğal gaz üretim maliyetlerinin yüksek olmasıysa fiyatları da yüksek tutuyor. Yapay zekâ için duyulan ihtiyaçsa elektrik açısından talebin yüzde 3 artmasına neden olacak. Enerji alanında nükleer güç tekrar gündeme gelecektir.
Mali Hizmetler
Küresel finans açısından karmaşık tablo yapısal reformların hızını etkileyecektir. Basel III açısından ABD’nin biraz esneklik göstermesi beklenirken Avrupa bu konuda 1 yıl öteleme kararı almış durumda. Sektörde rekabetin yoğunlaşması şirket birleşme ve satın almaları da beraberinde getirebilir. Bu bağlamda Çin’in konsolidasyonları teşvik ettiğini söyleyebiliriz.
Aşağıdaki görsele ABD için mali hizmetler sektörünün alt kırılımını ekledim. Yukarıda yüzde 9,27 getiriyle üçüncü sırada yer alan mali hizmetlerde bankacılık yüzde 14,08 ile lider. Hemen arkasında yüzde 12,80 getiriyle kredi hizmetleri var ve sigortacılık yüzde 8,84 getiriyle üçüncü sırada. Toplam 10,41 trilyon dolarlık piyasa büyüklüğü oldukça büyük bir paya da karşılık geliyor ve bu sektörün hızı 2026 yılında ne kadar devam eder şüpheli.
Gıda ve Tarım
Yüksek rekolte nedeniyle gıda ürünlerinin çoğunda fiyatlarının düşmesi bekleniyor. Bunun yanı sıra kahve üreticilerinin memnun olmayacağı şekilde burada da sert düşüşler öngörülüyor. Üretimin bol olmasının arkasındaki nedense hava şartlarının olumlu seyri ve doğal afetlerdeki düşük olasılık. Ancak yine de bu tür olasılık hesaplarına temkinli yaklaşmakta fayda var. Sağlıksız gıda kategorisinde şeker, yağ vb. ürünler 2026 yılında reklam yasağı başta olmak üzere tepkilerle karşılaşabilir.
Sağlık Hizmetleri
Yaşlanan nüfus ve personel yetersizliği nedeniyle zaten sıkıntılı olan sektör, kaynakların savunma sektörüne ayrılmasıyla daha da zorlanacaktır. Buna rağmen sağlık harcamalarının yaklaşık 12 trilyon dolar ile küresel GSYH’nin yüzde 10’u civarında olacağı aktarılıyor. Eczacılık sektörününse yüzde 5 büyümeyle 1,6 trilyon dolarlık bir ciro üretmesi bekleniyor. 2026 yılında bu bağlamda kilo verme ilaçlarının önemli bir rol oynaması sürpriz olmaz. Ancak bu alanda da gümrük vergilerine dikkat.
Altyapı Hizmetleri
Sabit sermaye yatırımlarının yüzde 6 artış göstererek 30 trilyon doları aşacağı tahmin ediliyor. Ancak ulaşım, enerji, dijital ve su üzerine altyapı harcamalarının emisyon ve bütçe engelleriyle karşılaşması muhtemel. Toplam harcamaların dörtte birinin Avrupa’dan geleceği hesaplanıyor. Orta Doğu ulaşım projelerine kaynak ayırırken ABD’nin dijital dönüşüme öncelik verdiğini görüyoruz.
Medya ve Eğlence
Dünya Kupası 2026 yılının futbol ve izleyici kitlesi açısından en büyük etkinliği. Reklam sektörü için dijital araçlara kayma ve yapay zekâ hız kazanmaya devam edecektir. Kablolu yayının geçen sene ölümün son aşamalarında olduğunu not düşmüştüm ve bu seneki yazı bunu destekler nitelikte. Netflix benzeri yayıncılarsa buradan eksilen geliri kasalarına koymaya devam ediyor. Sektörde önemli anlaşmalar manşetlerde. Sinema içinse gişe hasılatları yine aynı rakiplere karşı erimeye devam edecek gibi. Önemli bir olanaksa yapay zekâ ile maliyetleri ciddi şekilde aşağı çekebilme fırsatının bulunması.
Metaller ve Madencilik
2026 yılında metal fiyatlarında artışın sürmesi bekleniyor. EV sektöründeki gelişmeler ve talep tedarik kıtlığı ile birleşince Nikel fiyatlarının güçlü kalacağı ve yüzde 13 artış göstereceği belirtiliyor. Bakır, kurşun ve çinko için de benzer görüşler dile getirilmiş. The Economist dergisinin sektörel incelemesinde çelik ve alüminyum fiyatları için de yükseliş öngörüsüne yer verilmiş. Ancak aynı şeyleri gümüş ve altın için söyleyemiyorlar. Bu iki kategoride kısmen fiyat çekilmesi görüleceği aktarılmış.
Gayrimenkul
Faiz oranlarının düşüşü 2026 yılında gayrimenkul piyasasını destekleyebilir. Ancak burada da dağılımın eşit olması doğal olarak beklenmiyor. Gerçi ben ciddi anlamda darbe yiyen satın alma gücü sonrası burada büyük bir çıkış beklemiyorum ama yine de ülke ve şirket bazında ayrıca değerlendirmek gereken bir konu olduğu da aşikâr. Ticari gayri menkuller ofise dönüş sonrası olumlu etkilenmişti ve bunun düşen faiz oranlarıyla devamı beklenebilir.
Perakende
Trump’ın politikalarından nasibini alan sektörlerden biri de perakende. Tüketicilerin harcamalarını ötelemeleri sonrası satışlardaki gerilemenin bu yıl telafi edilip edilemeyeceği şüpheli. Sektör için sunulan büyüme değeri yüzde 2. Tabii ticaret engelleri ve gümrük vergilerine takılmadan pazar bulabilecek şirketler daha yüksek oranları hedefleyebilir. Satışlarda sıkıntılar yaşayan şirketlerin tedarik zincirini tekrar gözden geçireceği de Nike vb. örneklerle aktarılmış.
Deniz taşımacılığı ve Lojistik
Küresel ölçekte yükselen gerilim ve olası savaş, çatışma senaryoları deniz taşımacılığı ve lojistik açısından 2026’nın sıkıntılı geçeceğini gösteriyor. Bunun doğrudan etkisi muhtemelen yükselecek maliyetlerdir. Diğer bir riskse sektörde çalışacak yetenekli ve deneyimli işçi konusu. Daha doğrusu riskleri üstlenebilecek gözü pek kişiler bulmak. Kargo taşımacılığı açısındansa 2026’da şirketlerin kırsal kesimdeki dağıtım ağlarını güçlendirme olanaklarına yer verilmiş.
Bilişim Teknolojileri ve Telekomünikasyon
Yapay zekâ yatırımları sayesinde yine heyecan kadar hayal kırıklığı da olabilecek bir sahne söz konusu. AB tarafında katı bir YZ düzenlemesinin Ağustos ayında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Teknoloji şirketleri çip üretimi ve YZ kullanımıyla verimliliği ve kârları yükseltmeye çalışırken ülkeler ve şirketler de YZ kullanımında deneyimli personel yetiştirmek ve burada fark yaratma peşinde olacak. İnternet bağlantısının yaygınlaşması ve gelişmesi de bu sürece paralel olarak gelişecek. 2026 yılında her 100 kişiden 85’inin internet bağlantısına sahip olacağı belirtiliyor. Tabi bunun uydu, haberleşme ve telekom uzantılarını da sizlerin takdirine bırakıyorum.
Seyahat ve Turizm
2026 yılında turizm yine gözde bir sektör olacak gibi. Beklenen turistik çıkışlar için telafuz edilen tahminler; 2 milyar kişinin 1,8 trilyon dolar harcaması yönünde. Bunların dörte birinin ABD ve Çin’den gelmesi bekleniyor. Avrupa’nın dijital ve biyometrik düzenlemeleri belki turist sayısı açısından sıkıntılı olsa da güvenlik ön planda. Ülkeler arası vize düzenlemeleriyle herkes pastadan pay almaya çalışacaktır. Son olarak limanlardan sulara inecek yeni, dev seyahat gemisi sayısı 16.
The Economist dergisinin bu özel sayısında yer alan makalelerden aldığım notlar umarım sizler için de faydalı olur. Hepsini okuduysanız zaten sabırlı bir insan olduğunuz, bilgiye vakit ayırdığınız için 2026 yılı yine bir adım önde başlayacağınız bir yıl olacak. Yatırım, alım-satım tavsiyeleri ya da burada geçen şirket isimleriyle ilgili bir önerim yoktur. Bu tür konularda sitede yer alan Yasal Uyarı metnine başvurabilirsiniz.
Daha sonra paylaşacağım 2025 yılı portföy performansı ve 2026 yılı makroekonomik raporları için bu özel sayı bir başlangıç noktası oluşturmaktadır. Şimdiden herkes için iyi bir 2026 yılı dilerim.
Ergun UNUTMAZ, 29.12.2025
Geçmiş sayılara ilişkin yazılar
The World in 2020
The World in 2021
The World Ahead 2022
The World Ahead 2023
The World Ahead 2024
The World Ahead 2025






2 Comments
Mahmut Kemal Sağır
Merhaba Ergun Bey
Her şeyden önce emeğinize sağlık.Yazınızda , aklmda tekrarlanan iki cümleniz var;
Birincisi ;
“Yatırım analizlerinizde içi boş yorumlara güvenerek hareket etmemenizi öneririm.”
İkincisi;
“Derginin deneyimli bir kadrosu ve müthiş bir veri ağı olsa bile gelecek bilinemezdir.”
Sevgi ve saygılarımla
M.Kemal SAĞIR
Ergun UNUTMAZ
Teşekkür ederim Kemal Bey.
Siz de sağ olun.